Ağağağağ cildircam çok güzeldi çok. Yani kitabı herşeyiyle o kadar sevdim ki günlerdir Instagram storylerimde her altını çizdiğin yeri paylaştım, kaç tane reels yaptım. Mest oldum mest. Ben dayanamam a dostlar, Russo ailesi beni evlatlık alabilir mi zira her anlarına yakından tanık olmak istiyorum da. Şimdi hazırsanız efenim konuya geçiyorum;
Sidem Karacahan, ailesinden kaçıp İtalya' ya yerleşmiş genç bir kadın. Hayallerinin peşinden gitti de diyebiliriz. Aslında Sidem' in aile yapısı tam bir Türk aile toplumu. Erkek çocuğun bir halta yaramada da yüceltildiği, kız çocuğu her an babaya itaat etsin diye beklenen bir aile yapısı. Ama Sidem, o ailedeki dik başlı olma konumunu üstlenmiş cesur bir kız. Babasının istediği mesleği okumayıp mimar olan ama İtalya'ya gidince tamamen resime, sanata yönelen bir kadın. Ve bir gün abisi arar vizesinin iptal edileceğinden artık Türkiye'ye geri dönmesi gerektiğinden bahseder. Sidem karalar bağlamış durumdadır. En ufacık çözüme muhtacız şuan. Geri dönmek demek baskılanmak, söz hakkı tanınmamak, aile nereye çekerse oraya gitmek demektir.
Diğer tarafta ise yarı İtalyan yarı Türk bir iş adamı olan Sarp Luca Russo. (Ağağağağ böyle birşey yok kitap boyunca eridiğim bittiğim o adam.) Tek derdi manyak eski karısından kızının velayetini alabilmek olan bir adam. Ve eski karısı onu öyle şeylerle suçlamıştır ki o bataklıktan çıkabilmek ve kızını kurtarabilmek için debelenmektir. Veeee booomm. Sidem' in çalıştığı yerde bir ufak dertleşme, birbirleri ile uğraşma sonucu kaldırımda otururken gelen anlaşmalı evlilik teklifi. Bu evlilik birinin İtalya'da kalmasına diğerinin kızını almasına yarar sağlayacaktır. Peki ya Sarp, Sidem' in abisinin arkadaşı çıkarsa? ( Of burada bir olaylar var bakın şok içinde kaldım asla bu kadarı olmaz dedikçe herşey oldu