Yağmur sonrası toprak kokusu... Ne zaman zihnimin içinden bir kâbus geçse, yağmuru ağırlayan toprağın o boğucu kokusunun yayılması gibi, anılarım da benliğime yayılıyordu. Bir beden, ruh tarafından terk edildiğinde hayaller de sahipsiz kalıyor, sadece beden değil, onlar da sessizce üzerlerine atılan toprağa karışıyorlardı. Bu yüzden, ölü hayallerin izlerini taşıyan o yağmur sonrası toprak kokusu bana her zaman boğucu geliyordu. Bu yüzden, kâbusları ağırladıktan sonra zihnimin içindeki düşünceler ölen hayallerimin yankısını taşıyor, geçmiş yine aynı gürültüyle zihnimi ele geçiriyordu.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Oysa zaman bile yaşlanmıyor muydu? Bazen merak ediyordum: Herkesin dünü, zamanın tek bir anısıyken ve ufak bir anı bile geleceğe gölge düşürüyorken, insanlar gelecekte nasıl umut görebiliyordu?
Tek istediğim kaçmaktı. Anlamsız olduğunu bile bile kaçmak. Uzaklaşmak istiyordum her şeyden, en çok da kendimden. Oysa soluk soluğu ona doğru kaçtığım geleceğim bile, geçmişin pençe izleriyle doluydu.