beraber duman dinleyecegimiz cilli cocukla>>
bir çiçek açtığında bir eski avluda diyor ki; çalıda sarı bir çiğdemim ben ve senin çok eski cümlen sen otursan, gitmemiş ki! olsan ben sana bir eski endülüs avlusu istersen serin bir portofino getirsem ya da yedigöllerin yedisini birden bir çiçek açtığında bir eski avluda diyor ki her şey çok eksik ve neredeyse yok gibiyken buldum buluşturdum kendime geldim tek eksik sensin! incecik, çilli bir dille sen de gelsen ben sana kırmızı kiremitli bir çatı begonviller ve bir mavi kapı ve ille amansız bir avlu getirsem dünya soğur, akşam serinlerken, benim sensiz sevinecek bir şeyim yok kılı kırk yardım altını üstüne getirdim ve işte en gümüş cümlem:
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Eski avluda Bir çiçek açtığında Bir eski avluda Diyor ki; Çalıda sarı bir çiğdemim ben Ve senin çok eski cümlen. Sen otursan, gitmemiş ki! olsan Ben sana bir eski Endülüs avlusu İstersen serin bir Portofino getirsem Ya da Yedigöllerin yedisini birden. Bir çiçek açtığında Bir eski avluda Diyor ki; Her şey çok eksik ve neredeyse yok gibiyken Buldum buluşturdum kendime geldim Tek eksik sensin! İncecik, çilli bir dille sen de gelsen. Ben sana kırmızı kiremitli bir çatı Begonviller ve bir mavi kapı Ve illa amansız bir avlu getirsem. Dünya soğur, akşam serinlerken, Benim sensiz sevinecek bir şeyim yok. Kılı kırk yardım, altını üstüne getirdim, Ve işte en geniş cümlem:
Bizim köyde çilli gazi bile evlendi, ben bekar kalırsam. Bu salaklığım tarihler boyu anlatılır.. sjsjs
Her şey çok eksik ve neredeyse yok gibiyken Buldum buluşturdum kendime geldim Tek eksik sensin! İncecik, çilli bir dille sen de gelsen.
Alıntı
Nefes aldığım bir gündü. Uyanmak değilde, güne başlamak çok zor geliyor bu sıralar. O evden çıkmak, çıkmak için hazırlanmak. Dün gece mesela lise arkadaşlarımla buluştum, pijamalarımla. Aynı o yaşlardaki gibi, yine aynı insan arabayı kullandı, yine çocukluktaki aynı kafeye oturduk. Tekrar eden bir simülasyon gibi. Herkes bir şeyler yaşıyor ve hep o masada, aynı kıvılcımla buluşuyor herkes. Kimse çekinmiyor, ne olan şeyden ne de düşüncelerinden. Çok huzurlu bitirdim o yüzden aslında dünü, bugünse gözümü açıp sorumluluklarıma döndüm. Planlarımı baya azalttım ama gözü kara şekilde hepsini bırakamadım. Döndüm durdum, bu günü kaçmadan haftalardır biriken işleri yoluna sokmak için yaşamam lazımdı. Eskiden böyle günlerde ekstra şık giyinirdim, jilet bir halde işlere koyulurdum. Aslında kendimi yoksayıp, daha derine düşmemin sebebi buymuş. Çünkü camdaki yansımamla, o an için hiç bir zorluğu olmayan bir kimlikle karşılaşıp, mekanikleşiyormuşum. Sonra mutsuzluğumla tahamülsüzleşiyormuşum. Bunu nasıl senelerdir farketmedim, aklım çok almadı. Tekrar gücüm olmadığı için baktım erteliyorum güne başlamayı. İyi bir pijama üzerine, gömlek giymeye karar verdim. Zaten mesleğim dolayısıyla kimse giyimime olmamış olarak bakmıyor hiç bir zaman, çokta önemli değil ama korkuyordum artık yorulup renklerden kaçıp, herkes gibi bir hale bürünüp kaybolma hissinin ağır basmasından. Dışardan bakan insanın çok rahat anlamayacağı çizgili bir pijama giydim, üstüne desenli gömlek, üstüne gökyüzü bir mont. Hiçte fazla gelmedi, makyajımda bile bütün renkleri kondurdum. Kendimle karşılaştıkça gülümsedim, çünkü iki tarafımdanda kaçmadım. Ne depresifliğimden, ne sorumluluklarımdan. Kendi kendime şevkat uygulamamı sağladı sanırım. Bugün hiç düşmedim, hatta elime kendi seçimlerim ve kritiklerimle üretilen yani