Furkan ALPAY

Furkan ALPAY
@circassian38
“Bî-baht olanın bağına bir katresi düşmez” “Bârân yerine dürr’ü güher yağsa semâdan.”
Öğrenci
~Bozok Üniversitesi / İlahiyat ~Atatürk Üniversitesi / Adalet
Kayseri / Yozgat
8 Temmuz
31 okur puanı
Haziran 2021 tarihinde katıldı
Mükemmel bir hayat istediğimiz yok. Dürüst insanlar, samimi selamlar ve içten gülümsemeler olsun kâfi.
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Muallim sadece bir memur değildir; belki genç ruhları kendilerine mahsus mânadan bir örs üzerinde döverek işleyen bir demircidir, kendisine verilen vazifeyi gözlerini kapayarak yapan, program müfredatını sene sonuna kadar bitirmeye muvaffak olan, hatta yalnız dersini hakkile kavrayan talebe yetiştirebilen muallim vazifesinin en mühim kısmını başarabilmiş sayılmaz. Biz on, onbeş yıllık bütün çocukluk ve gençlik devresinde ruhlarının teşkilini kendilerine emanet ettiğimiz muallimden sade bu işleri beklemiyoruz. İlk tahsil çağlarından başlayarak, bilhassa edebiyat, felsefe, tarih gibi kültür derslerinin, dünya hayatında rol oynamaya namzet olan genci kâinat karşısında kendine mahsus görüşlere sahip, bizzat kendisi için hayat kaideleri yaratabilen bir bütün insan olarak yetiştirmesi lazımdır. Tahsili bitirdikten sonra hayata başlamak, bir büyük adamın itiraf ettiği gibi, elli yaşından sonra dünya hayatının kıymetlerini tanımak, iyi ile kötüyü, haklı ile haksızı, beni ve cemiyetimi yaşatanla çürüteni ayırdetmeğe ellisinde başlamak, filhakika çok acıklı bir hakikattır. Saadetle fazileti, ilimle politikayı, şe'niyetle ideali ayırmasını muallim öğretecektir.
Bundan 50 yıl önce İstanbul bugünkünden farklıydı. 1955 sayımına göre bütün İstanbul vilayeti ancak 1,5 milyona yaklaşan bir nüfusa sahipti. Bununla birlikte İstanbullular Anadolu'dan gelen nüfus akımından şikâyet ediyordu. Şikâyet edilen nüfus ise büyük ölçüde ailelerini bırakıp gelen amele, geçici işlerle uğraşan bekâr nüfustu. Aileler halindeki akım sonraki yılların gerçeğidir. Gecekondu henüz surların dışında Kazlıçeşme, Zeytinburnu, Haliç'ten sonra Silahtarağa gibi yerlere mahsustur. Taşlıtarla yani bugünkü Gaziosmanpaşa, Balkan göçmenlerinin semti olarak yeniden doğuyordu. Semt halkı hayatından hiç memnun değildi. İstanbul boştu. Suriçi ve Üsküdar dışında seyrek yerleşimli bir alandı ve İstanbullular yaşadıkları şanlı şerefli dramatik tarihine rağmen imparatorluk başkentinin âdet ve çizgilerini koruyan bir kitleydi. İstanbul'da yaşam zordu; dar sokak ve caddelerden geçen tramvaylar karada, bildiğimiz şehir hatları vapurlarıyla denizde ulaşım sağlanırdı. İstanbul temiz ve düzenli bir şehir değildi, su sorunu vardı ama çok güzeldi, doğal güzellikler ve yaşam her yerde hakimdi...
Sayfa 74
Fazla kurcalamayın hayatı; vicdanınız temizse, yüreğiniz de güzelse, yaşayın gitsin işte.
Yok öyle umutları yitirip karanlıkta savrulmak, unutma; aynı gökyüzü altında, bir direniştir yaşamak.