“İçimdeki bu yabancıya nasıl katlanacaktım? Aslında kendimden başkası olmayan bu yabancıya? Onu nasıl görmezden gelecektim? Nasıl bilmezden gelecektim? Başkaları onu gördüğü halde ben görmezken, onu daima beraberimde götürmeye, içimde taşımaya mahkum bir halde, nasıl yaşayacaktım?”
“İşte bu yüzden yalnız kalmak istiyordum. Ben olmadan. Çoktandır tanıdığım ya da tanıdığımı düşündüğüm o ben olmadan demek istiyorum. Yanımda sadece bir yabancıyla, yanımdan uzaklaştıramayacağımı zaten anlaşılmaz biçimde hissettiğim ve aslında benden başkası olmayan bir yabancıyla birlikte: Benden ayrılması mümkün olmayan bir yabancı.”
“Hak ettiği bir övgünün önce kendisinden esirgendiğini, ardından kendisine cömert bir armağan gibi sunulduğunu görüp de sinirlenmeyecek biri var mıdır, bilemiyorum.”