'Ne biçim bir rüyada sıkışıp kaldım böyle?' dedim sert bir dille. Söyleyiş tarzım hoşuma gştmemiş gibi yüzünü buruşturdu.
...
Ellerini omuzlarımda hissettim ve beni uçurumdan aşağı itti. Çok korkmuştum. Kalbim misliyle hızlı atıyordu. Yine de bağırmıyordum. Sanki dilim lâl olmuştu. Rüzgarın serin kollarına bırakmıştım kendimi adeta uçarcasına... Aslında yere çakılmama ramak kalmıştı.
Her şey geçermiş, zaman geçermiş, ömür geçermiş, acı gidermiş ve aşk sandığımız şeyse, ilk o gidermiş...
Bugün sorsalar tekrar, her şey geçiyor ve büyüyorsun, derim...