Hüseyin Nihal Atsız “Milli Kültürü Koruma Kanunu” adlı makalesinde Türk dilinin korunması ve devamlılığının sağlanması için uyulması gereken maddeleri şöyle sıralıyor:
1- Gazetelerden başlayarak tabelalara kadar her türlü yazılı yayın vasıtalarından, imla yanlışları için tekerrüründe şiddetlenmek üzere para cezası alınır.
2- Okullarda imlaya ehemmiyet verilir ve bir tatil devresinde bütün öğretmenler kursa çekilerek imlası doğru olmayanlar meslekten çıkarılır.
3- Resmi evrakın doğru yazılması için daktilolar kursa ve imtihana tabi tutulur ve başaramayanlar işlerinden çıkarılır.
4- Tarihçilerle dilcilerden mürekkep bir heyet Türkiye’de Türkçe olmayan adların değiştirilmesi işini üzerine alır. Türkçe olmayan müessese ve coğrafya adlarını en uygun şekilde Türkçeleştirir. Bilhassa Türkçe değil zannıyla cahil gayretkeşler tarafından değiştirilen ve Oğuz boylarına, oymaklarına ait olan yer adları tekrar eski yerlerine verilir (Tarihi bir ananesi olan Konya, Kastamonu vesaire gibi meşhur ve büyük şehir ve kasabalar tabii bundan istisna edilir).
5- Bundan sonra doğacak çocukların adlarının mutlaka Türkçe olması mecburiyeti konur. Fakat uydurma adlara mani olmak için bu heyet tarafından bir ad cetveli yayınlanır. İsteyenler çocuklarına bir de islami göbek adı takabilirler.
6- Soyadı kanunu değiştirilerek soyadlarının başa alınması ve mutlaka “oğlu” veya “gil” ile bitmesi sağlanır. Herkese tarihi soyadını kullanma müsaadesi verilir. Yeniden alınacak soyadlarının Türk dili ve zevkine uygun olması mecburiyeti konur. Azınlıklar soyadlarını ve adlarını almakta serbest bırakılır.
7- “Bay” ve “Bayan” hakkındaki kanun ilga olunarak eski elkap ve unvanlar asri bir şekilde canlandırılır ve kime ne deneceği kesin olarak belli olur. Bu hususun hazırlanmasında Anadolu örfü dikkate
Şunu unutmamalı ki komünistler hiçbir zaman biz komünistiz diye açıkça kendilerini ortaya vermezler. Onlar Halk Partisinin çok elastiki olan altı okundan, halkçılığı alarak kendilerini halkçı yurtsever gibi ortaya atarlar. Fakat onların hakiki benliğini anlamak için dahi lüzum yoktur. Irk ve aile düşmanlığı, din ve savaş aleyhtarlığı, faşistliğe hücum perdesi altında milleti baltalama, yurdumuzdaki azlıklara karşı aşırı sevgi, her şeyi iktisadi gözle görüş onları açığa vuran damgalardır.