Son elli yıl içinde büyük karanlıklarımıza talih üç defa ışık vermiştir: Biri Balkan devletlerinin aralarında anlaşamayarak Bulgaristan’a harp açmalarıdır. Trakya’yı böyle kazandık. İkincisi Birinci Dünya Savaşı’nda Bolşevik İhtilali olduğu için İngiltere, Fransa, İtalya ve Amerika’nın harbi Rusya’sız kazanmalarıdır. İstanbul’u böyle kurtarabildik. Üçüncüsü de 1918 de tıpkı 1913’te olduğu gibi, ellerimiz kollarımız bağlı, büyük devletlere kendimizi teslim etmişken ve bir tek Türk’ün ağzında “istiklal” sözü yokken, yolumuz üstüne Mustafa Kemal gibi bir kurtarıcı düşmesidir.
Bir ayaktakımının anarşisi içindeydik. Böyle bir anarşi ancak Rusya’da görüldüğü üzere Lenin gibi usta ihtilalcilerin elinde bir kuvvet olabilir. Yoksa boşuna akan, sadece önüne kattıklarını sürükleyen bir sel olmaktan kurtulamaz.
Mustafa Kemal, Büyük Harp’e girmek aleyhinde idi: İlim adamı olduğu için!
Mustafa Kemal, Kurtuluş Harbi’ni bırakmak fikrinde asla bulunmadı: Vatan adamı olduğu için!
İşte size bütün kitabın özü: İlim ve vatan adamı olunuz.
Hiçbiri yalnız başına, ne sizi ne de milleti kurtarabilir.