Avatar: The Last Airbender çocuklar için yapılmış bir çizgi film olsa da işlediği derin felsefik ve politik konularla her yaştan insana hitap ediyordu. İzlediğim en kaliteli çizgi film olmasının sebeplerinden biri de buydu.
Diziden sonra yaşananları anlatan çizgi romanlar da savaş sonrası yaraların iyileştirilmesi, halklar arasındaki yarığın kapatılması, bütün ulusların uyum içinde yaşadığı ve teknolojik gelişmenin hızlandığı enternasyonalist bir çağın başlatılması, eski ile yeni, ruhlar ile insanlar ve uluslar arasındaki dengenin sağlanması gibi derin konuları işliyor. Emperyalizm, faşizm, ırkçılık, feodalizmden kapitalizme geçiş, iklim krizi gibi bizim dünyamızda da uğraştığımız pek çok sorunu çizgi romanlarda da görüyoruz.
Bu konular Alan Moore çizgi romanlarındaki ya da devrimci sinema filmlerindeki kadar derinlikli bir şekilde işlenmese de hikayeye oldukça yeterli ve güzel yediriliyorlar.
100 Yıl Savaşı'ndan sonra yaşananları anlatan 6. çizgi roman olan North and South'ta da bu konular işlense de maalesef kalite olarak diğer çizgi romanlardan aşağıda kalıyor.
İlk olarak 3. Part'ta hikayenin çözülüş şekli Avatar gibi bir seriye yakışmayacak ucuzlukta. Hikayenin kötü karakteri Gılak'ın -bizzat Zuko'nun kendisi tarafından- Zuko'nun ilk sezonki haliyle bir tutulması doğru değil. Gılak emperyalist bir işgalci ya da basitçe kötü ruhlu bir karakter değil. O yabancı emperyalistlere karşı yurdunu savunan ve halkı için en iyisini isteyen bir küçük burjuva devrimcisi. Gılak'ın yabancı emperyalistlere karşı olan haklı nefretinin tüm yabancılara karşı bir nefrete ve güvensizliğe dönüşmesi ise-ki onu hikayenin kötü karakteri yapan da bu- oldukça olağan bir durum. Proleter devrimcilerinin enternasyonalist bakış açısının yoksunluğunda ezilen halklar ve o halkların küçük