Ciwan İrencin

Ciwan İrencin
@ciwanhaco
metu biol, comic book nerd, avatar the last airbender enjoyer, always anti social - always anti faşist, ursula le guin hayranı, yaşasın bilim kurgu ve fantezi edebiyatı
Nazım'ın Dehası
9/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
·
133 günde okudu
·
Okunma: 10 Mart 2026 10:47
Bence Nazım Hikmet'in sanatsal dehasının en büyük göstergesi Güneşi İçenlerin Türküsü ya da Yaşamaya Dair gibi her dizesiyle insanı büyüleyen, her satırında seni giderek coşturan efsane şiirlerinde değil. Hayır. Nazım'ın dehası, bu kitapta da sıkça gördüğümüz kendi standartlarına göre ortalama, o an aklına bir şeyler geldiği için karaladığı şiirlerinin içine dahi random bir şekilde insanı dumura uğratan mükemmel dizeler yerleştirebilmesi. Sebastian Bah'ın 1 Numaralı Dominör Konçertosu şiirine bakalım örneğin: Nazım'ın 1958 yılında Varşova'da yazdığı, hayatın düzenli tekrarlardan oluştuğunu ama aslında bu tekrarların her birinin kendine özgü olduğunu anlatan güzel bir felsefeye sahip ama edebi olarak oldukça ortalama bir şiir. Muhtemelen göl kenarında kitap okurken bir anda aklına gelmiş ve orada hızlıca karalamış. Ancak Nazım bir anda şiirin ortasında bugün neredeyse 70 yıl sonra bile hala dünyanın her tarafındaki devrimciler tarafından okunan şu efsane dizileri yerleştiriyor ve aklınızı başınızdan alıyor: Yürümek iyiye, haklıya doğruya dövüşmek yolunda iyinin, haklının, doğrunun zaptetmek iyiyi, haklıyı, doğruyu. Nazım'ın şiirlerine baktığınızda böyle bir anda beliren ve sizi derinden etkileyen dizeleri sıkça bulacaksınız ve bence ölümsüz komünistimizin en büyük alametifarikası bu. Hiç zorlanmadan, random bir şekilde aklınızı başınızdan alan dizeleri şiirlerine serpiştirmesi...
Şiir
Henüz Vakit Varken GülümNazım Hikmet Ran · Yapı Kredi Yayınları · 202227,8bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Spider-Gwen'in Doğuşu
8/10
·36 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
"Bir kahraman düşerse, arkasında bir boşluk kalır ve doğa o boşluğu doldurur... kendi bildiğince." Çizgi roman tarihinin en hüzünlü anlarından birine bizi geri götüren bu What If...? Dark fasikülü, Gwen Stacy'nin hayatını kaybettiği o ikonik anda Peter Gwen'i kurtarmak için hayatını feda etseydi ne olurdu sorusunu soruyor. Hayatının aşkının Spider-Man olduğunu öldüğü an öğrenen Gwen'in şaşkınlığını, Peter'in arkasından tuttuğu yası ve Spider-Gwen'in orijinine farklı bir bakışı Ramon Bachs'ın güzel çizimleriyle görüyoruz. Harry Osborn'un Green Goblin'e dönüşümü konusunda neredeyse her fasikülün ya da 20 dakikalık çizgi film bölümün konuları hızlıca işlemeye çalışırken yüzeyselleşme lanetine yakalansa da; yas, intikam, kahramanlık, geçmişinle yüzleşme ve hayatına devam etme temalarını kaliteli bir şekilde işleyen, okunmaya değer sert ve hüzünlü bir fasikül.
1000Kitap
What If? Dark: Spider-GwenGerry F. Conway · Prestij Kitap · 20257 okunma
Olduğum Kişiye Nasıl Dönüştüm?
9/10
·144 syf.··
Beğendi
·
2025 23. kitabı
Çizgi roman dünyasının büyük üstadı Frank Miller, 1986 yılında David Mazzucchelli ve olağanüstü çizimleriyle işbirliği yaparak dünyanın tanıdığı en büyük suç savaşçısının, modern çağın karanlık serüvencisinin ortaya çıkış öyküsünü mükemmel bir şekilde yeniden anlatıyor. Batman: İlk Yıl, pelerinli süvarinin neden ve nasıl ortaya çıktığının mükemmel bir öyküsü ancak yalnızca bu kadarla sınırlı değil. Aynı zamanda roman bize müthiş bir Gotham tasviri sunarken, Jim Gordon'ın içsel yolculuğunu da harika anlatıyor. Kitabın daha ilk sayfasında okuduğumuz dört haberle şehirdeki yargı, polis ve yönetim makamlarının nasıl yozlaştığını, savunma makamının nasıl baskı altına alındığını görüyoruz. Kitap daha ilk sayfadan bize nasıl bir şehrin içine girdiğimizi gösteriyor. Jim Gordon'ın şehirde bir gün geçirdikten sonra eşinin hamile olmaması için dua etmesiyle, yoksulluktan uyuşturucu bağımlılığına ve suça sürüklenen, fuhuşa itilen çocuklarıyla şehrin ne kadar berbat durumda olduğunu daha da derinlemesine görüyoruz. Mazzucchelli'nin kasvetli çizimleriyle de birleşince gerçekten de Gordon'ın dediği gibi hiçbir umudu olmayan, iç karartıcı bir şehir tasviri iliklerimize kadar işliyor. İşte bu noktada da karşımıza bu karanlığa ve yozlaşmaya savaş açmış iki adamın hikayesi çıkıyor: Bruce Wayne ve Jim Gordon Bruce Wayne'in mücadelesi başka çocuklar da onun gibi olmasın diye verilen bir mücadele. Onun öyküsü aslında bir trajedi. Boğazına kadar pisliğe batmış, yozlaşmış bir şehirde bu pisliğin ve yozlaşmanın sebepleriyle savaşıyor ki başka çocuklar da ona dönüşmesin. Kitap, Bruce'un Batman olmasının nedenlerini ve bu nedenlerden kaynaklı öldürmeme ilkesini çok iyi anlatıyor. Yozlaşmış polisleri "muhtemelen aileleri vardır" diyerek kurtarması, hırsızlık yapan uyuşturucu bağımlısı çocuğun
Çizgi Roman
Batman - İlk YılFrank Miller · JBC Yayıncılık · 2019464 okunma
6/10
·80 syf.··
2025 22. kitabı
Yaratılmış en iyi fantastik evrenlerden biri olan Avatar evreninin Orta Dünya gibi felsefi idealist ve örtük ırkçı bir mantıkla değil tarihsel ve diyalektik materyalist bir tarzda yazılmış olması bu evrende geçen hikayelere insanlığın geçmişte ve günümüzde mücadele ettiği pek çok sorunu hikayelerine yedirebilmesi imkanını sağlıyor. Bu evrenin hikaye anlatıcıları da bu imkandan yararlanarak okuması çok zevkli anti-kapitalist, anti-faşist ve anti-emperyalist öyküler yazabiliyorlar. Imbalance hikayesi de bu temalara değinen, içinde oldukça yüksek bir potansiyel barındıran ama maalesef heba edilmiş bir öykü. Aynı zamanda da sevmediğim tek Avatar öyküsü. Bu hikayede yazarlar bize aslında Cranefish Town üzerinden bir kapitalistleşme öyküsü anlatıyor. Cranefish Town, İngiltere'de feodalizmin çözüldüğü ve kapitalist gelişmenin başladığı 19. yüzyıldan Manchester ve Liverpool gibi işçi kentlerinin bir portresi olarak ortaya çıkıyor. 100 Yıl Savaşı'nın bitişiyle bu şehirde yaşanan ekonomik gelişim şehrin hızla büyümesine ve haliyle çarpık kentleşmeye ve yoksulluğa sebep oluyor.(Tıpkı 19. Yüzyıl İngiliz işçi kentleri gibi) Teknolojik gelişimin İngiltere'de lonca sistemini bitirmesi ve yüksek maaşlı kalifiye zanaatkarları işsiz bırakması gibi burada da gelişen makinelerin bükücüleri işsiz bırakmasına şahit oluyoruz. Fransa'da işsizlik ve yoksulluğunun sebebini yeni makinelere bağlayıp onlara zarar veren Sabotajcı ilk işçi hareketlerinin ortaya çıkışı gibi kitapta da bükücülerin bükücü olmayan kişilerin sahip olduğu fabrikaları patlattığını görüyoruz. Bence bu mükemmel bir analoji. Bunun yanında işsiz kalan bazı bükücülerin toplumsal koşulların dayatmasıyla suça sürüklendiğini ve bu durumun tüm bükücülere karşı bir öfkeye ve ırkçılığa sebep olduğunu görüyoruz. Aynı zamanda da bu
Edebiyat
Avatar: The Last AirbenderMichael Dante DiMartino · Dark Horse Books · 201849 okunma
7/10
·80 syf.··
Beğendi
·
2025 21. kitabı
The Last Airbender serisindeki en sevdiğim karakterlerden Azula'nın okuması zevkli bir solo öyküsü. Azula'nın dizinin finalinde ve Search çizgi romanında işlenen yalnızlıktan ve güvensizlikten delirlemesi teması bu çizgi romanda geri dönüyor ki çok hoşuma gitti. Azula'nın tapınakta kendi görüleriyle mücadele etmesi çok iyiydi. Azula'nın içten içe kendisinden tiksinmesi ve onu terk edip şu anda olduğu kişiye dönüşmesine sebep olduğu için annesine büyük bir öfke duymasını okumak güzeldi. Karakterin hikayesini daha da derinleştirmiş. Smoke and Shadow serisinde kaderinin Ateş Lordu olmak değil Zuko'yu tahta layık-dümdüz kendisi gibi faşist-bir Ateş Lordu yapmak olduğunu söylese de bu çizgi romanda hala kendini içten içe tahtın gerçek sahibi olarak görmesi de güzel bir detaydı. Azula'nın gerçek kaderini hala bulamaması, ruhsal yolculuğunun sona ermediğinin bir göstergesi- ki bu yolculuğu okumayı seviyorum. Avatar evreninin en gizemli ve mistik yanı olan Ruhlar Dünyası'nın çizgi romanda olması da güzeldi. Ruhlar Dünyası'nın mistisizmi çizimlerle ve hancı kadının tavırları ve sözleriyle oldukça iyi verilmiş. Çizgi romanın temel sıkıntısı herhangi bir yere bağlanmayan, amiyane tabirle gereksiz, bir hikaye olması ve Azula karakterinin 79 sayfanın sonunda neredeyse hiç karakter gelişimi göstermemesi. Ruhunun derinliklerindeki öfkeyi, pişmanlıkları ve korkuları, bastırdığı hislerini görsek de kitabın sonunda bunlar yüzeye çıkmıyor ve Azula her zamanki şeytani haliyle yoluna devam ediyor. Avatar gibi temelinde olağanüstü bir karakter gelişimi öyküsü olan bir evrenin hikayesinin böyle bitmesi üzücü.
Edebiyat & Roman
Avatar: The Last Airbender - Azula in the Spirit TempleFaith Erin Hicks · Dark Horse Books · 20238 okunma