Çizgi roman dünyasının büyük üstadı Frank Miller, 1986 yılında David Mazzucchelli ve olağanüstü çizimleriyle işbirliği yaparak dünyanın tanıdığı en büyük suç savaşçısının, modern çağın karanlık serüvencisinin ortaya çıkış öyküsünü mükemmel bir şekilde yeniden anlatıyor.
Batman: İlk Yıl, pelerinli süvarinin neden ve nasıl ortaya çıktığının mükemmel bir öyküsü ancak yalnızca bu kadarla sınırlı değil. Aynı zamanda roman bize müthiş bir Gotham tasviri sunarken, Jim Gordon'ın içsel yolculuğunu da harika anlatıyor.
Kitabın daha ilk sayfasında okuduğumuz dört haberle şehirdeki yargı, polis ve yönetim makamlarının nasıl yozlaştığını, savunma makamının nasıl baskı altına alındığını görüyoruz. Kitap daha ilk sayfadan bize nasıl bir şehrin içine girdiğimizi gösteriyor. Jim Gordon'ın şehirde bir gün geçirdikten sonra eşinin hamile olmaması için dua etmesiyle, yoksulluktan uyuşturucu bağımlılığına ve suça sürüklenen, fuhuşa itilen çocuklarıyla şehrin ne kadar berbat durumda olduğunu daha da derinlemesine görüyoruz. Mazzucchelli'nin kasvetli çizimleriyle de birleşince gerçekten de Gordon'ın dediği gibi hiçbir umudu olmayan, iç karartıcı bir şehir tasviri iliklerimize kadar işliyor.
İşte bu noktada da karşımıza bu karanlığa ve yozlaşmaya savaş açmış iki adamın hikayesi çıkıyor: Bruce Wayne ve Jim Gordon
Bruce Wayne'in mücadelesi başka çocuklar da onun gibi olmasın diye verilen bir mücadele. Onun öyküsü aslında bir trajedi. Boğazına kadar pisliğe batmış, yozlaşmış bir şehirde bu pisliğin ve yozlaşmanın sebepleriyle savaşıyor ki başka çocuklar da ona dönüşmesin. Kitap, Bruce'un Batman olmasının nedenlerini ve bu nedenlerden kaynaklı öldürmeme ilkesini çok iyi anlatıyor. Yozlaşmış polisleri "muhtemelen aileleri vardır" diyerek kurtarması, hırsızlık yapan uyuşturucu bağımlısı çocuğun