Erdoğan Öztaş

Erdoğan Öztaş
@classical
“Okuduğum kitapların içimde uyandırdığı duyguları, bu yolculukta beni etkileyen izleri paylaşmayı seviyorum; ara sıra da kendi dünyamdan dökülen satırları karalayıp buraya bırakıyorum.”
“Gelmedi; ne ölmeye ne gömmeye.”
Reklam
Dünyanın tek harikası, Tanrı’nın alamet-i farikası; Gülen yüzün bir mutluluk fabrikası. Görebilir miyim bir daha yâri, nasıl? Yâri göremediğimden haraptır hâlim asıl.
Alıntı
Ölüm Rabıtası-2
Önüme düştü başım… Ölüm dibinde bittiğinde önemsizdir yaşın. Üstündeyim nefret kokan, yosun tutmuş taşın. Bu denli körken insanoğlu, önemi var mı kara kaşın? Düşün taşın; bu yolda nereye kadar mutluyumdur? Bir gün elinde tek sermayen olur hareketsiz naaşın. Gözüne her şey renkli görünür hiçbir derdin yokken. Ölüme kafama tutmak çok kolay, tabii karnın tokken.
Alıntı
Hücrelerime kadar vuruyor sıcak sızın, Sanki barutsuz savaşların birinde bıçaksızım. Atalarım Kafkas’ın yiğitlerinden, Ben sana gelecek güçte bile değilim, Kıpçak kızı. Bir destan olur, coğrafyanı başına yıkar öyküm. Ne soylu kalır ne burjuva ne bir garip köylü. Bir yıkım ki istemeden, En acımasızı, en büyüğü; duyduğun, gördüğün. İçlerinden bir tek seni yaşatır hırsım.
Alıntı
Demişken; sen demişken aşkta denir. En azından akla gelir.
Alıntı