Nepenthe

Nepenthe
@clementinesmemory
Sapere aude !
Amerikan Edebiyatı
416 okur puanı
Eylül 2017 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Kendi düşüncelerine dalmadan önce biraz dinle. Neler oluyor etrafında, halini hatrını sormadığın kardeşinin bir derdi var mı? Şu bitmek bilmez uğultu nereden geliyor? Yıllar önce kilitlediğin kutunun içinde neler var hatırlıyor musun ? Ya tek derdin para ve insanların beğenisi olmadan nasıl biri olurdun, senin gözlerinin içine bakan çocuğu geri çevirir miydin saçını okşamadan? Canavar olmadan, kalbin taşlaşmamış gibi dinle kendi düşüncelerini nasıl dinliyorsan. Tek doğru; geçtiğin tek yol seninki olmadan diğer yolları izle, onlardan neden geçmediğini ve neden bulunduğun yolu tercih ettiğini bir kez daha düşün. Yağmur yağdığında saçlarının bozulduğunu değil, o güzel toprak kokusunu düşün, betonlaşmış şehrin seni kendisine benzetmesin, çatlaklardan sıyrılıp hayat bulmuş çiçeklere bak ve zorluk dediğimiz şeyin kendimize koyduğumuz sınırlardan ibaret olduğunu hatırlat kendine. Çünkü hepimiz bir zamanlar dünyaya merakla, heyecanla bakan, tek derdi oyuncaklar ve hayaller olan çocuklardık. Bunu elimizden alanlar kim olursa olsun, dönüşmek isteyeceğimiz son kişiler olmalılar.
Edebiyat
Reklam
İnsan insana nasıl da çabuk bağlanıyor bir parça sevgi kırıntısı gördüğünde. Yağmur ile yeni tanışan kupkuru bir toprak, içindeki tohumlara can suyu oluyor yalnızca bir damla. Ve sabahları kalkınca sevgili, gözleri mahmur gülümsemesi cennet, yaşadığına bir kere daha seviniyor insan. Hep telaş, dert, hastalık, korku; ama o kahkahası bile bastırıyor acıyı ve hiç farkettirmeden sarıyor yaralarını. Zaten insan insana ya dert ya merhem olurmuş, merhemi bulmakta zehirden zormuş.
Edebiyat
Biz bu hayata pes etmek için gelmedik. 500 tane kapı da kapansa suratımıza, belki de 501. kapı açılacak ve diğer kapanan bütün kapılardan o kadar güzel olacak ki şükredeceğiz, iyi ki suratımıza kapanmış o durmadan zorladığımız kapılar diye. Hayallerimizi de bastırmaya gelmedik. Büyüdükçe insanın üstündeki ağırlıklar ; toplum eleştirileri, ailevi baskılar, oğlum/kızım şuralarda okuyacak da şu meslekleri yapacak diye size bir kere bile sorulmadan çizilen o keskin çizgiler asıl olduğunuz kişiyi daha ölmeden gömmenize sebep olur. Halbuki biraz çocuklara bakın, o küçük bedenlerde bizlerden ne kadar büyük, yaratıcı fikirlerle dolu ruhları var. Nefes aldığımız sürece hiçbir şey için geç değil. Yapmak istediğin şeyler için yaşının çok mu ilerlediğini düşünüyorsun? Tek fark bir çocuk iki günde anlıyorsa sen beş günde anlayacaksın ki işin içinde tutku varsa o yaş, mekan, toplum dinlemez. Çevre baskısından mı korkuyorsun? Bu baskı insanoğlunun kendinden başkasının başarısını çekememesinden, kıskançlığı ve korkaklığı yüzünden yapılan bir baskı, hayallerinle onları bir tutman özüne saygısızlık etmek değil mi? Şimdi düşün, insanlar ne der diye değil ben gerçekten ne isterim ve bunlara ulaşmak için ne yapabilirim diye. Hayat düşündüğümüzden de kısa, biraz da bırakalım kendimizi onun akışına, illa ki ulaşacak bir yer buluruz.
Edebiyat
Duygular nankördür, bir gün öyle bir gün böyle. Sevinçten karnında kelebekler uçuşurken bir bakmışsın göz yaşlarıyla kıvranıyorsun. İnsanoğlu dediğimiz başka da bir şey değil zaten; biraz tutku, biraz acı, biraz mutluluk değerini bilirsekte belki bir tutam huzur o kadar.
Dünyadaki kısıtlı gezimizde bana eşlik ettiğin için teşekkür ederim.
Reklam