Etkisini zamanla gösterecek bir zehri gözünü kırpmadan içmeni sağlar aşk, ne kadar süreceğine emin bile olamadığın bir mutluluk için kalbini başkasının eline verirsin.
Cesaretin en saf halidir, çünkü sana ait tek şey olan ruhunu senden başka biriyle paylaşırsın.
Sevinçlerin, dönüp dolaşıp acıların olur, acılarınsa ardında derin yaralar bırakan tecrübeler.
Ayağa kalkmayı öğrenirsin sonra, bacağında tonlarca yük varken, gözyaşların sonu gelmez bir sel misali akarken ve parmağını bile kaldırmakta aslında deliler gibi zorlanırken.
Eski haline dönemeyeceğini bilirsin, mutlu olmaya çalışsan da anılarının o an buna izin vermeyeceğini de. Öfkenin yarattığı yıkımı görmüş olduğun için kimseye de kızamaz haldesindir.
Elinde kalan ve önemli olan, her yaptığında ruhunun tamamlanmış hissettiği şeyleri mütemadiyen, zorlansan da yapmaya çalışmaktır.
Geçmişi gerektiği kadar hatırlayıp, bağımlılık yapmaya başladığını anladığın yerde bırakmasını bilmek ve bunu olabildiğince hızlı yapmak hayati önem taşır, çünkü geçen her saniye, farklılıkların tecrübe edilmeyi bekleyen değerli anlarıdır.
Resim yapıyorsan renklerin büyüsünde kaybolman gerekir, müzik dinliyorsan her bir nota iyileştiremeyeceğini sandığın yaralara merhem olmalıdır, kelimeleri kullanmak istiyorsan anlatmak için ; tüm harfler birbiriyle dans edercesine, uyumla kenetlenmelidir.
İnsan olarak yaşamın sonunda huzura kavuştuğu nokta budur.
Düşünebiliyorsan, ve hala merhamete dair bir kaç damla kaldıysa içinde, umudun asla sönmemelidir. Eskiden alevler içinde yaşadığın yoğunlukta hisler kıvılcıma dönüşmüş olsa bile, asla yok olmazlar, aldığın her nefeste korlanmaya devam ederler.
Sonsuzluğun garip bir tanımı,
Hiçbir şey gerçekten yok olmaz, yalnızca şekil, zaman, boyut değiştirir.
Ve bir gün hepimiz bu döngünün bir parçası