İnsancıklar

Fyodor Dostoyevski
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Gỉƚɱҽƙ ɱỉ ȥσɾ ყσƙʂα ƙαʅɱαƙ ɱı?
9/10
·119 syf.··
Beğendi
·
2022 1. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 22 Şubat 2022 00:54
Fyodor M. Dostoyevski'nin 25 yaşlarında(1846) edebiyat dünyasına adımını attığı ilk kitap olmakla birlikte isminin(İnsancıklar) karakterleriyle müsemma bir eser olduğu kanısındayım.Mektup-roman kategorisinde yer alan kitabın ana teması diğer birçok Dostoyevski eserlerinde olduğu gibi acıma ve dramatik duygular üzerine inşaa edilmiştir. Kitap, Varenka(Varvara Alekseyevna) ve Makar Devuşkin adlı uzaktan akraba olan ana karakterlerin ekseri olarak mektuplaşmalarından oluşuyor.Kullanılan dil ve üslup son derece yalın, samimi ve gündelik hayattan olduğundan mütevellit okuduğunuz esnada "Ben de aynı şeylerin farklı versiyonlarını yaşadım.", "Aslında bu kategoride bir eser ortaya koyabilirim." tarzında fikirlerin zühur etmesine sebebiyet verebilir. Eserde yaşadığı toplumun sorunlarına, acılarına ve yaşadığı zorluklara değinmiş olan Dostoyevski bize bunu muazzam kurgu ve tasvir yeteneğinin duygularla harmanlanmış biçimiyle sunuyor.Takribi 4-5 saat içerisinde bitirebileceğiniz ve bittiği an Makar Devuşkin gibi kalakalmakla yetineceğiniz bu eserde yazarın sizi kitaba ne denli başarılı bir şekilde çektiğine inanamayacaksınız.Ek olarak kitabın sizi dönemin Rusya'sı hakkında kafanızda belli bir şema oluşturacağı konusunda temin ederim. Özete geçecek olursak; Makar Devuşkin(58?) devlet adına kâtip olarak çalışan yaşlı bir memurdur. Maddi durumu pek iyi olmamasının yanı sıra alkol ve tütün kullanan bir adamdır. Ev sahibiyle ve konakladığı yerdeki insanlarla arasının pek iyi olduğu söylenemez. Yaşadığı yerdeki insanlar arasında Ratazayev adında bir edebiyatçı, adını hatırlamadığım subay ve bir dava yüzünden işinden olmuş bir adamın ailesi var. Diğer karakterleri romanda bunlar kadar sık vurgulamadığı için pek anımsayamıyorum. Varvara ise babasını ve bir süre sonra bir hastalıktan
İnsancıklarFyodor Dostoyevski · Varlık Yayınları · 201677bin okunma
Rusya yeni bir Gogol kazandı.
8/10
·119 syf.··
2022 19. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 06 Şubat 2022 06:07
Rus romanlarını çok seviyorum. Rus dünyasına zihin yolculuğu yapmak, o sokakları, o soğukluğu, burjuvaların yaşamlarını, yoksulların dertlerini, bir adamın paltosunu, bir kadının şapkasını içimde çok fazla duyumsuyorum. İşte böylesi bir yolculuğa çıktığım bir kitap daha. Hemen kitaptan bahsedelim. Dostoyevski'nin ilk kitabı olan İnsancıklar Rus Edebiyatının ilk toplumsal romanı olarak kabul edilir. Acıklı bir mektuplaşma romanı olarak Makar Alekseyeviç ve Varvara Alekseyevna adındaki iki dostun arasında geçen mektup yazılarından ibarettir. Mektuplardaki temalar: acıma, merhamet ve yoksulluk üzerine kuruludur. Kitapta, Makar (erkek olan) ve Varvara (kadın olan) ilk başta mektuplarda bulunan tasvirlerle bulunduğu ortamı bizlere aktarıyorlar. Aslında Petersburg'un yoksul bölgesinde karşılıklı iki evin odalarında kiracı olarak kalıyorlar ve birbirlerini ziyaret de ediyorlar. Fakat mektup yoluyla iletişimdeler. Bulundukları bölgedeki insanlardan dolayı olsa gerek. Şöyle bir şey de var: İkisinin arasındaki bağ bir aşk mı, dostluk mu, kardeşlik mi, akrabalık mı pek bilemedim. Aşk bana daha yakın geldi ama kitabın sonlarına doğru Makar abimizin yazdığı mektuplar size birkaç ipucu verebilir. Ayrıca son kısımda, kitap içimde biraz ukde bıraktı diyebilirim. Detaya girmeyeceğim. Okuyunca belki aynı kanıya varabiliriz. :') Bu kitabın yayımlanma sürecinden bahsetmek istiyorum. Dostoyevski'miz bu elle yazılmış eserini yazdıktan sonra Grigoroviç adında bir arkadaşına okutur. Arkadaşı bu eserden çok etkilenir ve hemen aynı gün o dönemdeki en önemli şairlerden birisi olarak görülen Nikolay Nekrasov'a götürür. Tabi o da çok beğenir ve dönemin önemli eleştirmeni Belinski'ye sunar. Belinski eseri kısa sürede okuduktan sonra şöyle demiştir: " İki gündür kendimi bu kitaptan
Edebiyat
İnsancıklarFyodor Dostoyevski · Varlık Yayınları · 201677bin okunma
Nedeni bilinmeyen ayrılıklar...
9/10
·119 syf.··
Beğendi
·
2023 5. kitabı
·
35 günde okudu
·
Okunma: 16 Nisan 2023 20:12
Bazen birine çok bağlanırız, bazense bırakmak gerekir. Zamanın ilerleyişindeki değişiklikler varoluşumuzu bozar ya da zorunda kalırız.. Eser, Fyodor Dostoyevski'nin yayımlanan ilk romanı, Petersburg'da geçiyor ve kâtip Makar Devuşkin ile Varvara Alekseyevna'nın birbirlerine yazdığı mektuplardan oluşuyor. Makar'ın Varenkaya oldukça saygın ve üsluplu olduğunu görüyoruz. Eser ile ilgili olarak sonunun çok anlamlı bittiğini ve biraz üzüldüğümü soyleyebilirim. Zaten dostoyevski'nin ufak bir hayranı olarak ne kadar da kitabın mektuplaşarak sonlanmasına şaşırsam da bu kitabı herkese tavsiye ederim. Ölmeden önce okunması gereken kitaplardan birisi...
İnceleme
İnsancıklarFyodor Dostoyevski · Varlık Yayınları · 201677bin okunma
İnsancıklar
10/10
·119 syf.··
Beğendi
·
2017 18. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 09 Ekim 2017 22:14
"Yeter böyle düşünmek, bir tek kendini düşünmek, bir tek kendin için yaşamak yeter, sen çizmeci değilsin, senin çocukların sağlıklı, karının da bir ihtiyacı yok; çevrene bir bak, kaygılanmak için kendi çizmelerinden daha soylu bir şey görmüyor musun etrafında?" diyecek biri olmaması kötü asıl.
İnsancıklarFyodor Dostoyevski · Varlık Yayınları · 201677bin okunma
Acımak.
9/10
·119 syf.··
2020 45. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2020 16:28
Bu roman, Dostoyevski'nin ilk romanıymış aynı zamanda ve yirmi beş yaşındaymış yayımlandığında. Yirmi beş yaşa göre ne kadar da iyi bir roman... Kitap, iki ana karakterin mektuplaşmasından oluşuyor. Varenka adında, öksüz ve yetim bir genç kız ile onun uzaktan akrabası, memur Makar. Kitabı okurken çok fazla üzüldüm ve sinirlendim, ikisi de Makar yüzünden oldu. Onu bir akrabasına yardım etmeye çalışan bir beyefendiden çok, bir genç kızın eline bakmasından hoşlanan ve onu kaçırmamak isteyen bir figür olarak gördüm. Kendi kılık kıyafeti yırtık-pırtık iken, Varenka için yüksek faizli borç almayı göze almış biri. Saplantılı bile diyebilirim bu karakter için. Varenka ise mektuplarında sürekli alınan hediyelere kızıyor ama genel olarak 'istemem, yan cebime koy' havası seziliyordu. Kitaptaki bu iki karakter hariç yan tipler de oldukça başarılıydı ki Makar'ın binasında yaşayan yoksul ailenin çocuklarının ölümüne çok üzülmüştüm. Kitap genel olarak içinizde bir acıma hissi uyandırıyordu.
Edebiyat
İnsancıklarFyodor Dostoyevski · Varlık Yayınları · 201677bin okunma
8/10
·119 syf.··
Beğendi
·
2021 10. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 14 Mart 2021 23:15
Oldukça sade bir dilin kullanıldığı roman oldukça genç ve güzel Varvara ve 50 li yaşlara yaklaşmış memur Makar’ın birbirine yazdığı duygulu mektuplardan oluşuyor. iki farklı kişinin fakirlikle, hastalıkla mücadele ederken teselliyi ve desteği birbirlerinde aradığının kanıtı olan mektuplar...ki bu mektuplarda yazar, yoksulluk ve çaresizliğin insanı ne hallere düşürdüğünü çok güzel betimlemiş. Keyifli okumalar :)
İnsancıklarFyodor Dostoyevski · Varlık Yayınları · 201677bin okunma
İnsancıklar
9/10
·119 syf.··
Beğendi
·
2021 100. kitabı
Başlarda sıkılsam da daha sonra elimden bırakamadım. Çok güzeldi öyle bir anlatılmış ki tasvirlerle o anı yaşıyorsunuz. İnsanların yaşamış olduğu acılar, caresizlikler yanıbaşinizdaymis gibi. Mutlaka okunmalı.
1000Kitap
İnsancıklarFyodor Dostoyevski · Varlık Yayınları · 201677bin okunma
Puan vermedi·119 syf.··
2019 6. kitabı
·
27 saatte okudu
·
Okunma: 10 Ocak 2019 02:36
Güzel bir kitap. Fakat sıkıldım. Sebebini birazdan açıklayacağım. Güzel olan en iyi yanı yazarın iki farklı karaktere de kusursuzca bürünebilmesi. Çeviriden midir bilmiyorum ama biri bana gelip "bu kitabı iki kişi yazmış" dese şaşırmam. Bir diğer güzel yanı da sanki gerçekten iki kişinin mektuplarını okuyormuşum hissi vermesi. Yani hitaplar, sevgi sözcükleri o kadar gerçek ki... "Yaşamaktan utanıyorum Varenka!" Şimdi gelelim neden sıkıldığıma; beni huysuz bir ihtiyar gibi görebilirsiniz fakat ben de Rus edebiyatı okumaktan utanıyorum. Yani, Rus edebiyatının bayağı veya kötü bir edebiyat olduğunu söylemiyorum. Kendimden utanıyorum Rus edebiyatını okurken. Hoşlanmıyorum çünkü, sevmiyorum. Herkes Dostoyevski överken ben ağzımı büzmekten hoşlanmıyorum. Pekala iyi bir yazar olabilir, bunu kabul ediyorum fakat bana tat vermiyor. Belki de bunun sebebi Dostoyevskinin "insanları sevme ve onlara acıma" duygusunu gözümüze sokmak isteyişidir. Oğuz Atay'ı niçin okuyamadığımı da çözmüş oldum böylelikle. Zorla değil ya.
Edebiyat
İnsancıklarFyodor Dostoyevski · Varlık Yayınları · 201677bin okunma
Puan vermedi·119 syf.··
2020 6. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 14 Mayıs 2020 19:28
Burada insancıklardan kasıt, yoksul insanlardır. Kitabın neredeyse tamamı karşılıklı mektuplaşma olarak geçiyor. Kısaca sıkılmadan okudum ve beğendim diyebilirim. Ağır bir dili yok, herkesin okuyabileceği bir eser
Edebiyat
İnsancıklarFyodor Dostoyevski · Varlık Yayınları · 201677bin okunma
Puan vermedi·119 syf.··
Beğendi
·
2020 22. kitabı
İnsan ilişkilerini derinlemesine analiz etmiş , yansıtmış bu kitapta... 19.yüzyıla yolculuk yapıp , hayatın ne kadar zor olduğunu içinizde duyumsuyorsunuz... hayat her dönemde zor ve menfaat zincirleri devam ediyor.. değişen hiçbir şey yok kısacası.
İnsancıklarFyodor Dostoyevski · Varlık Yayınları · 201677bin okunma

Yazar Hakkında

Fyodor DostoyevskiYazar · 137 kitap
Fyodor Mihayloviç Dostoyevski (Rusça: Фёдор Миха́йлович Достое́вский) (d: 11 Kasım 1821, Moskova - ö: 9 Şubat 1881, Sankt Petersburg), Rus roman yazarı. Dostoyevski, Mikhail ve Maria Dostoyevski'nin oğlu olarak 11 Kasım 1821 tarihinde Moskova'da doğdu. Altı çocuklu ailenin ikinci çocuğuydu. Babası Mikhail, askeri cerrahlıktan emekli olduktan sonra Mariinsky Hastanesi'nde yoksullara hizmet etmeye başladı. Hastane, Moskova'nın en kötü yerlerinden birinde bulunuyordu. Dostoyevski de bu hastane de doğdu. Mikhail, alkole bağımlıydı ve evini sıkı disiplin ile yönetiyordu. Çok kolay sinirlenebiliyordu. Dostoyevski'nin annesi Maria ise bir tüccar kızıydı. Dostoyevski, çocukluğunu çoğu zaman sarhoş bir baba ve hasta bir anne arasında geçirdi. Babasının çalıştığı hastaneden bulunan hastalar ile vakit geçirmeyi ve onların hikâyelerini dinlemeyi çok seven Dostoyevski, ilköğrenimini Moskova'da yaptı. Annesi tüberküloz hastalığı yüzünden öldüğü zaman, sert disipliniyle tanınan Petersburg Mühendis Okulu'na gönderildi. Arkadaşlarının, sinirli ve aşırı duyarlı bir yapıya sahip olduğu için "Ateş Fedya" lakabını verdikleri Dostoyevski, Petersburg'ta zamanını kitap okuyarak, düşüncelere dalarak ya da kardeşi Mihail ile söyleşerek geçirdi. Babasının 1839'daki ani ölümünü burada öğrendi. Okulu başarıyla bitirdikten sonra İstihkâm Müdürlüğü'ne girdi. Bir yıl sonra istifa ederek buradan ayrıldı. Ordudan ayrıldıktan sonra edebiyata yönelen Dostoyevski'nin ilk kitabı İnsancıklar, 1846 yılında yayımlandı. Bu eserinin ardından yazdığı kitaplarla beklediği başarıya ulaşamayan Dostoyevski'nin umudu kırıldı ve politikayla ilgilenmeye başladı. 1849 yılında devlet aleyhindeki bir komploya karıştığı iddiası ile tutuklandı. On ay hapishanede kalan Dostoyevski, kurşuna dizilmek üzereyken diğer sekiz tutuklu arkadaşı ile affedildi. Cezası dört yıl kürek, dört yıl da adî hapse dönüştürüldü. Cezasını çekmesi için Sibirya'da bulunan Omsk Cezaevi'ne gönderildi. Burada geçirdiği dört yılın ardından er rütbesi ile hizmete verildi. Subaylığa kadar yükseldi. 1857 yılında Maria Dmitrievna Isayeva ile evlendi. Beş yıl boyunca görev yapan Dostoyevski, 1859 yılında özgür bırakıldı ve Petersburg'a yerleşti. Petersburg'a döndükten sonra Ezilenler (1861) ve Ölüler Evinden Anılar (1862) adlı eserleri yazdı. Kardeşiyle birlikte iki dergi çıkardı. 1862'de arzuladığı Avrupa seyahatini gerçekleştirdi. Sara nöbetleri ve kumar bağımlılığı yüzünden maddi açıdan darlığa düştü. Bu dönemde Yeraltından Notlar (1864), Suç ve Ceza (1866), Kumarbaz (1866), Budala (1868), Ebedi Koca (1870) ve Ecinniler (1872) gibi eserleri yazdı. Eşinin ölümünden sonra sekreteriyle evlendi. Yeniden borçlandı ve kumarhanelerde gezmeye başladı. Kızının ölümünün ardından büyük bir sarsıntı geçirdi. Delikanlı (1875), Bir Yazarın Günlüğü (1876) ve Karamazov Kardeşler (1879) adlı eserlerinde yazarlık hayatı boyunca konu edindiği temaları yeniden ele aldı. Karamazov Kardeşler adlı yapıtını üç yılda bitiren Dostoyevski, bir ciğer kanamasıyla yatağa düştü ve 9 Şubat 1881 tarihinde öldü. Dünya edebiyatını en çok etkileyen ve en çok okunan yazarlardan biri olan Dostoyevski'nin eserleri birçok 20. yüzyıl düşünürünün fikirlerini derinden etkiledi. İlk yazarlık dönemi Ordudan ayrıldıktan sonra kurgusal roman yazmaya başladı. Dostoyevski'nin ilk kitabı olan İnsancıklar (Bednye Lyudi) ilk olarak 1846 yılında yayımlandı. Dostoyevski, toplumunu acımasız kurallarında yaşlı bir adamın öksüz bir kıza duyduğu sevdayı iç dünyasındaki derin çatışmalarla işledi. Halkın sıcak ilgisiyle karşılanan bu kitap, eleştirmenlerden de övgüler aldı. Ünlü eleştirmen Belinski, romanı okuduktan sonra Dostoyevski'ye gelecekte büyük bir yazar olacağına dair övgü dolu sözler söyledi. Şair Nikolay Neksarov, Dostoyevski hakkında "Yeni bir Gogol doğdu" diye konuştu. Yazarlıkta ün sağladıktan sonra 1846 yılında Gogol esintileri bulunan kitabı Öteki (Dvoynik) yayımlandı. Yazar bu romanda, kendini ortadan kaldırmaya çalışan benzeriyle sürekli çatışma halinde bulunan bir memurun hikâyesini anlattı. Bu romanda ele aldığı çift kişilik temasını daha sonra bazı romanlarında kullansa da roman, Belinsky dahil hiçbir eleştirmence beğenilmedi. Eleştirmenler romanı sıkıcı buldu ve alay etti. 1847 yılında ise Ev Sahibesi (Hozyayka) isimli romanı yayımlandı. Dostoyevski bu eseri ile de beklediği övgülerin aksine olumsuz eleştiriler aldı. Dostoyevski, ruhsal çöküntüye düştü ve üzüntüden hasta oldu. Ancak yazarlığı bırakmayan Dostoyevski, 1848 senesinde Beyaz Geceler (Belıye Noçi) ve Bir Yufka Yürekli (Slaboye Serdtse) adlı kitapları yayımlattı. Bir Yufka Yürekli, yazara itibarını yeniden kazandırsa da beklediği başarıyı elde edemeyen Dostoyevski'nin umudunu kırdı. Yazarlıkta umudunu kırılan Dostoyevski, politikayla ilgilenmeye başladı ve genç liberallerin (Tetrashevski) grubuna girdi. İkinci yazarlık dönemi 1859'da ordudan terhis edilerek Moskova dışında küçük bir yerde kalmaya zorlanan Dostoyevski, özgürlüğüne kavuştuktan sonra Petersburg'a döndü. Kardeşi Mihail ve arkadaşı N.N. Strahov ile birlikte Vremya (Zaman) ve sonra da Epoha (Dönem) adlı dergileri hazırladı. Bu dergilerde Slavcı düşünceyi savunduğunu belirten yazılar yazdı. Ezilenler (Unijenniye i Oskorblyonniye) ve Ölü Evinden Anılar (Zapiski iz Mertvogo Doma) ile kendinden söz ettirdi. 1863 yılında arzuladığı Avrupa seyahatini gerçekleştirdi. Sara nöbetleri ve kumar borçları yüzünden sıkıntıya düşen ve yayımcılardan yazmadığı romanların avanslarını alarak yaşayan Dostoyevski, Yeraltından Notlar adlı yapıtı 1864 yılında yayımlandı. Romanda bir zihnin derinliklerine indi. Suç ve Ceza (Prestuplenie i Nakazanie) ve Kumarbaz(İgrok) adlı yapıtları 1866 yılında yayımlandı. Dostoyevski, Suç ve Ceza'yı 1858 yılında Semipalatinsk'te bulunduğu zaman Roussky Slovo dergisi için uzun bir hikâye olarak tasarlamıştı. Bunun nedeni, Sibirya'dan ayrılana dek roman yazmama kararı almasıydı. Dostoyevski, kardeşi Mihail'e gönderdiği bir mektupta kitap hakkında: “ ...Konusu gerçekten çok güzel. Kahramana gelince, bugüne kadar hiç denenmemiş bir kişi. Ama bugünün Rusyasına bakacak olursak, böyle bir kişi karşımıza sık sık çıkmaktadır. Bu sonuca halkın kafasını yeni fikirleri anlayarak vardım. Öyle hissediyorum ki, yeni fikirler ve görüşlerle döndüğüm zaman, romanımı genişletmekte başarılı olacağım. Kişi aceleye gelmemelidir dostum. Ve insan iyi olanın dışında hiçbir şey yapmamalıdır... ” diye yazdı. Dostoyevski, bu eserinde bir Rus aydını olan Raskolnikov'un kendi doğrusu adına işlediği cinayetleri ve vicdanıyla hesaplaşmasını konu edindi. Yazar, küçük bir otel odasında ve kötü bir ekonomik durumla yazdığı Suç ve Ceza'yı 1866 yılında tamamlamıştı. Dostoyevski'nin yazdığı Budala (Idiot) eseri 1866, Ebedi Koca (Veçnıy Muj) 1870, Ecinniler (Besı) 1872 yılında yayımlandı. Bütün bu başyapıtlar birbirinin izledi. Karısı öldükten sonra sekreteri Anna Grigoriyevna Snitkina ile evlendi. Yeniden borçlanan ve kumaranelerde dolaşmaya başlayan Dostoyevski, bir kız çocuk sahibi oldu. Ancak kızı fazla yaşayamadı ve doğduktan kısa süre sonra öldü. Dostoyevski de bu yüzden büyük bir sarsıntı geçirdi. 1875'te Delikanlı (Podrostok), 1876'da Bir Yazarın Günlüğü (Dnevnik Pisatelya)[ ve 1879'da Karamazov Kardeşler (Bratya Karamazovi) adlı romanları yayımlandı. Hayatı boyunca eserlerinde işlediği temaları yeniden ele aldığı, insan duygularının derinliğine inen eserler yazan Dostoyevski, Karamazov Kardeşler'de Ivan ve Alyosha Karamazov adlı karakterler için filozof Vladimir Sergeyevich Solovyov'dan ilham aldı. Zosima ve Alyosha'nın öne çıkacağı Bir Büyük Günahkarın Yaşamı adlı eseri tamamlayamadı. 1881 yılının Ocak ayında bir ciğer kanaması geçirerek yatağa düştü ve 9 Şubat 1881 tarihinde öldü. Dostoyevski için yapılan cenaze töreninde yaklaşık otuz bin kişi tabutunun arkasında yürüdü. Dostoyevski, beğeniyle karşılanan ilk romanı İnsancıklar'dan sonra yazdığı Öteki ve Ev Sahibesi ile olumsuz yorumlar aldı ve depresyona girdi. Ancak yazar, kendisini ruhsal çöküntüye götüren düşüncelerden uzaklaşmayı bildi. Dış dünyadan kopan zihninin parçalanışını kendi çözen yazarın eserlerindeki ruhbilimsel açıdan en zengin tema da çift kişilik temasıdır. Kendini ortadan kaldırmaya çalışan benzeriyle sürekli çatışma hali içerisinde bulunan bir memuru anlattığı Öteki adlı yapıtında daha sonra da işleyeceği bir tema olan çift kişilik temasını işlemişti. Ellili yaşlarında içine bazen bir karamsarlık ve ağırlık çöken Dostoyevski, bu durumu ikinci eşi Anna Grigoriyevna Snitkina’ya "Sanki bir suç işlemişim gibi bir çeşit sebepsiz hüzün ve keder içindeyim" diye açıklamıştı. Ecinniler'de Stavrogin'i bir çocuğa tecavüz ettirmiş olması yüzünden de kendini hep suçlamıştı. Dostoyevski kendi çocukluğunda, annesine acı çektirmesinden, sürekli sarhoş olmasından ve hizmetkârlara kötü davranmasından dolayı babasından nefret ediyordu. Eserlerinde kullandığı, kaderine boyun eğen ve uysal kadın örneğini kendi evinde; annesinde gördü. Kadının alttan alması, erkeği daha da kızdırmaktan başka bir işe yaramayacağını görmüştü. Çok duyarlı biri olan Dostoyevski, bu yüzden babasına kin besliyordu. Babasının ölümünü haber aldığında, "Babamın ölümünde benim hiçbir suçum yok, ama bu öldürmenin kefaretini ödemeye hazırım, çünkü içimden onu öldürmek geçiyordu" diyerek Karamazov Kardeşler adlı romanında yer alan Dimitri Karamazov'un tepkisinin benzerini gösterdi. Dostoyevski, babasının ölümünü istediğini düşünerek depresyona girdi. Bazı yazarlara göre de ilk sara nöbetlerine de bu düşünce sebep oldu. Sigmund Freud ve birçok psikanalizci, babaya duyulan bu nefrete ve bunu izleyen suçluluk düşüncesine dayanarak Dostoyevski'nin hastalığının sinirsel kökenli olduğunun ortaya çıkardı. Andre Gide, Ezilenler adlı romanın, aşağılanışın insanı cehennemlik ettiği, alçakgönüllüğünse kutsallaştırdığı fikriyle dolu olduğunu söylemişti. George Steiner ise Charles Dickensvari bir havanın olduğunu söylediği Ezilenler'de bulunan temanın Ebedî Koca'da, Ecinniler'de ve Karamozov Kardeşler'da da yer aldığını söyledi. Nicholas Berdyaev, Dostoyevski'nin bütün yaratıcı gücünü insana ve insanın kaderi temasına adadığını, bunun da onu ölümsüz kılmaya yettiğini belirtti. Devlet aleyhinde bir komploya katıldığı iddiası ile tutuklandıktan sonra sekiz ay hapisanede kalan Dostoyevski, suç ve ceza kavramlarıyla en yoğun şekilde burada karşılaştı. İdam edilmek üzereyken affedildi. Cezası dört yıl kürek ve altı yıl adî hapse dönüştürüldü. Dört yılın sonunda er rütbesi ile kışlaya verildi ve 1859 yılında terhis edildi. Suç ve Ceza adlı eserini 1858 yılında oluşturmaya başladı. Bu eserinde ahlak kavramını ve siyaseti harmanladı. Dostoyevski, bu romanda sadece Rus halkını değil, tüm insanlığı tehdit eden bir kısır döngüden kurtulmanın gerçekleşebileceğini vurguladı. Yazar, John Stuart Mill'in ekonomik refah için bireysel bencilleşmeyi öneren kuramını Semyon Zaharoviç Marmeladov'un ağzından eleştirdi. Dostoyevski, düşünce ve sanat deneyimini sürekli olarak arttırdı. Tanrı'dan, ateizmden, kötülükten, özgürlükten söz eden roman karakterleri, gerçekte aynı bilincin farklı anları gibidir. Bu karakterler aracılığıyla Dostoyevski, cinleri ruhundan uzaklaştırır. Bakış açısı değişmekle beraber eserleri, gerçeğin hep aynı çoşkulu ve acı veren arayışı içerisindedir.