Maalesef, en kültürlü halklar bile nasıl barış içinde yaşayacaklarını hala öğrenemediler. Geçmişe dayanan kin ve yağmalama tutkusu, tıpkı sahildeki her şeyi bir anda sular altında bırakan deniz dalgaları gibi aniden ortaya çıkıyor.
Baskı altında, zorla, isteksizce, bir köle gibi başkalarının boyunduruğunda çalışanların sarf ettiği emek, zorla yapılmış bir iş ortaya çıkarır. Tam tersi şevkle yapılmış, kişiyi canlandıran işler vardır. Özgür ve bağımsız bir şekilde emeğini ortaya koymak, kişiyi kartal kanatlarındaymış gibi hissettirir. Yaratıcı bir çalışma elde edilir.
Ülkelerin gücü veya zayıflığı, halkların refahı ya da çöküşü, yöneticilerin doğruluğuna, yetersiz oluşuna bağlı değildir. Yöneticiler iyi ya da kötü olsalar da kahraman veya zalim olsalar da ne olurlarsa olsunlar her zaman halklarının bir parçasıdırlar. Halkları neyse onlar da hep onu yansıtırlar. Bu yüzden, eskiden beri "Her halk hak ettiği şekilde yönetilir," sözü söylenir.