iclal

keyfim kaçtı, 23e 4 kala histerisi başlıyor alamaklı film izleyeceğim
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
din, psikolojik hijyenin güvencesi değildir.
sahici dindarlık eğer varoluşsal olacaksa, kendiliğinden oluşma süresine sahip olmalıdır.
saplantı nevrozu olan kişi, daha önce de söylediğimiz gibi, neredeyse faustvari bir dürtüyle, yüzde yüz kesin bilgiyi ve yüzde yüz geçerli kararı arayarak, eksiksiz olmayı isteyendir; çünkü demiştik ki, yılanın vaadi onu cezbeder: "eritis sicut deus, scientes bonum et malum." ("tanrı'nın benzeri olacaksınız, iyi ve kötüyü fark edeceksiniz." gerçekten de saplantı nevrozu olan kişinin kibri, kendisini bir yaratık olarak kabul etmemesinden kaynaklanmaktadır; kibri tam da burada yatar, kendisinin doğru olmayan tespitiyle iddia ettiği gibi ahlakında ya da fazla duyarlı vicdanında değil.)
freud'da olduğu gibi jung'da da bilinçdışı ve aynı zamanda "dini" bilinçdışı, kişiyi belirleyendir. bizim için ise bilinçdışı dindarlık ve genel olarak tinsel bilinçdışı, temel bir bilinçdışılıktır, yani bilinçdışılık tarafından sürüklenme hali değildir, bizim için bilinçdışı dindarlık ve aslen tinsel bilinçdışı, yani "aşkın bilinçdışı"dır, çünkü belirleyen değil var olan bilinçdışıdır. bu haliyle psikofizik olguya değil, (bilinçdışı) tinsel varlığa aittir.