Cinsiyet ayrımıyla kutuplaşmış ve bir cinsin diğeri karşısında böylesine eşitsiz bir konumda olduğu bir dünyada, “kadın yaratılmadığı için” şükredenlerin “selamet”e bilmiyoruz ama mutluluğa kavuşmaları mümkün olabilir mi?
Kadınlar, egemen kültürün oluşturduğu ‘kadın imgeleri’ni kendi içlerinde taşırlar ve değişim yolunda ilerlerken yalnızca dışsal baskı ve engellerle değil, kendi içlerinde taşıdıkları bu egemen kültür tanımlarıyla da mücadele etmek zorunda kalırlar.