"Hayatı aydınlatmaya çalışan özgür, derin düşünce ve dünyanın aptal telaşını tamamen hor görme, işte bunlar insan bilgisinin asla erişemeyeceği iki nimettir. Kaldı ki üç kat parmaklıkların arkasında yaşasanız bile onlara sahip olabilirsiniz."
"Her hazanda birbiri üzerine dökülen ağaç yaprakları gibi insanlar da birbiri ardını takiben toprağa yatarak yok olacaklar. Bu değişmez, umumi bir kanun.
Neden endişe etmeli? Şu dünya da erişilecek başka ne var? Hayat,yalan... Ölüm,hakikat.."
"Aşkının derdi ile eridim. Ömrümün arta kalan kısmından ümidim kalmadı. Şimdi dudaklarımın üzerine gelmiş olan canım seni görmek ister. Fırlayıp çıksın mı yoksa yerine geri mi dönsün fermanınız nedir?"
“Sen ne zannediyordun Allah’ını seversen? Halkın ayıplayıp, aşağılayıcı diline düştüm diye beni korkak mı, senin muhabbetinden vazgeçer mi zannediyorsun? Senin başına yemin ederim ki cümle âlem aleyhime ayaklanıp başıma kılıç vursalar bile senin arzu ve hevesini benim başımdan dışarıya çıkaramazlar. Kanımı akıtsalar kanımdan buharlaşan hep senin hava ve aşkının buharıdır.”
“Yüzünün güzelliği âleme fitne oldu. Herkes senin uğrunda can vermeyi nimet saydı. Şimdi âşıkların düştüğü durumu görmek için bizim semtimizden geçtiğin vakit eteğini kandan, topraktan daha doğrusu kanla yoğrulmuş bu korkunç çamurdan sakınmak için yukarı kaldır. Zira bu yol üzerinde sana kurban olarak kanını akıtmış, canını teslim etmiş olanlar çoktur.”