Batıl şeyleri konuşmaktan maksat, yapılması haram olan şeyleri ve işleri nakil, rivayet ve hikâye etmektir. Bu tıpkı, zinadan ve zina edenlerden bahsetmek, fasıkların yaptıkları gayr-i meşru işleri anlatmak, haramları akla getiren ve özendiren sözler söylemek ve batılı tasvir etmektir. Bu türlü şeyleri konuşmak haramdır. Çünkü bu konuşmalar haramları teşvik anlamını taşır. Gelişi güzel üsluplarla haramları eleştirmek de helal değildir. Çünkü çoğu eleştiriler; kötülükleri öğretmek, onlara revaç kazandırmak ve itibar sağlamak hükmüne geçer.
Sağlık, değişimlere intibak sağlayabilme, büyüyüp yaşlanabilme, örselendiğinde iyileşebilme, acı çekebilme ve huzurlu bir şekilde ölümü bekleyebilme yeteneğidir. Yoksa insanlar daima bir sebeple acı çekmeye ve ölmeye muktedir olacaklardır. Bu, insan olmamızın öncülüdür âdeta. Tedavi yöntemlerinin de hem modern hem de tamamlayıcı tekniklerin hizmet ettiği bu prensiplerin göz hizasında tutularak uyarlanması gerekir. Ancak belki hepsinden önemlisi; anlamlı, güzellikle ve iyilikle dolu bir hayat yaşayabilmektir. Aşk ve anlam yoksa hayat uzun bir hastalığa benzeyebilir, aşk ve anlam varsa hastalıkta dahi bir canlılık vardır.
Muhammed İkbal, gözün gönülle çatıştığı bu duruma
"Zevâhiri sevmek ve onunla ilgilenmek bu asrı rezil etmiştir. Bakışımız aydınlanmış ama gönül aynası bulanık kalmıştır. Nazar zevki tabiî hududunu tecavüz ettiği zaman, insan fikri dağılır ve perişan olur. Tefekküründe bir neticeye varamaz. Sedefin kucağından ve terbiyesinden mahrum kalan nisan yağmuru damlası, hiçbir zaman inci olamaz."
sözüyle işaret etmişti.