Asıl önemli olan şudur; 13-14. asırlardan itibaren Batı’da “Müslüman” demek, “Türk” demekti. Türk tabiri oldukça şiddetle karşılanan ve çekinilen bir tabirdi..
İmparatorluklar da çağdaş ulusçuluk aranmaz, mümkün de değildir. Padişahların anneleri Türk değilmiş diyor bazıları, afedersiniz Fransız, İngiliz krallarının anneleri aynı milletten mi?
Bizler bir ömür boyu cenk meydanındayız da çekinmez, gocunmaz geri durmayız. Cihadın en zor olanında seneler tüketir de dururuz. Nefsimizle bir savaşa tutuşuruz onu yenmek cümle düşmanı yenmekten zordur. Bilirsin zira o susmaz, durmaz, dinlemez ve savaş meydanında gözünle gördüğün düşman ölür lakin o ölmez. Ne vakit yendim desen yeniden dikilir karşına, ne vakit bitti desen o vakit yeniden başlar..
Neye sevdası varsa odur insan. Dilinden de o dökülür, yüzünde de o görülür. Gönlündeki sevda ile tanınır, onunla bilinir ve onunla bu diyardan göçer gider... Şimdi sen düşünki gönlündeki sevda nedir ve neyedir evlat?