Ahmet Tosun

Ahmet Tosun
@cocukkalbi89
Hiçbir şeyden korkmuyorum! Hiçbir şey ummuyorum! Özgürüm... Nikos Kazancakis
Edebiyat
Denizli
Antalya, 3 Aralık 1989
369 okur puanı
Eylül 2017 tarihinde katıldı
Kitaplarım
Merhaba arkadaşlar, Yazdığım kitaplarımın pdf dosyalarını google drive'a yükledim. Linklerini paylaşıyorum. Dileyen hiçbir ücret olmaksızın indirip okuyabilir. Vakit ayırıp okumanız beni çok mutlu eder. Çok teşekkür ederim 😇🙏 "Sevgili Suzan" drive.google.com/file/d/1wDgnDt5... "Sofya Kayıp" drive.google.com/file/d/1veaZ6Oo... Çocuklar için yazdığım hikaye kitaplarından "Hakan Çin'de" drive.google.com/file/d/1IKWnJF9...
Reklam
Lacan'ın "bilinçdışı Öteki'nin söylemidir" formülasyonu ile Bakhtin'in sözün daima başkasının sözü olduğu yönündeki tespiti arasında dikkat çekici bir yakınlık vardır. Bakhtin'e göre hiçbir söz tamamen bize ait değildir; her söz, daha önce başkaları tarafından söylenmiş, kullanılmış ve dolaşıma sokulmuş ifadelerin izlerini taşır. Dil, öznenin icat ettiği bir araç değil, öznenin içine doğduğu bir alandır. Bu nedenle konuştuğumuzda, yalnızca kendimizi ifade etmeyiz. Aynı zamanda ailemizin, kültürümüzün, ideolojimizin ve tarihimizin seslerini de taşırız. Söylediğimiz her söz, bizden önce söylenmiş başka sözlerin yankısını içerir. Bu anlamda hiçbir ifade insan deneyiminin mutlak biricikliğini doğrudan yansıtmaz; onu ancak temsil eder, biçimlendirir ve belirli bir söylemsel çerçeve içinde yeniden kurar. Psikanalitik açıdan bu durum önemli bir sonuç doğurur. Eğer özne dile Öteki aracılığıyla giriyorsa, konuşma yalnızca anlam ileten bir araç olarak ele alınamaz. Konuşma aynı zamanda öznenin arzusunu, savunmalarını, özdeşleşmelerini ve bilinçdışı konumunu sahneleyen performatif bir eylemdir. Özne yalnızca ne söylediğiyle değil, nasıl söylediğiyle, nerede duraksadığıyla, hangi kelimeleri seçtiğiyle, hangi tekrarları yaptığıyla ve hangi çelişkileri ürettiğiyle de konuşur. Bu nedenle psikanalistin görevi, söylemi yalnızca semantik bir içerik olarak anlamaya çalışmak değildir. Psikanalist, sözün anlamından çok, sözün özne tarafından nasıl kullanıldığına dikkat eder. Başka bir ifadeyle mesele yalnızca konuşmanın ne anlattığı değil, konuşma aracılığıyla öznenin ne yaptığıdır. Çünkü bilinçdışı, çoğu zaman ifadenin açık anlamında değil; sürçmelerde, tekrar eden formüllerde, kesintilerde, boşluklarda ve gösterenler arasındaki beklenmedik bağlantılarda ortaya çıkar. Bu bakımdan
Metapsughelogia
Bakhtin’in konumu, bilincin sosyo-tarihsel anlayışına yakındır. Bu anlayışa göre öz ile dış dünya, gösterge aracılığıyla karşılıklı olarak aktarılır. Göstergeleri yorumlama biçimimiz, yaşamın erken dönemlerinde, sembolik oyunlarda ya da hayal gücüne dayalı oyunlarda oluşan toplumsal sembollere doğrudan bağlıdır. Kişiliğin ve kültürün simgesel gelişimi, dilin kişisel tarihiyle ilişkilidir. Buna öznenin bilinçdışı öznel grameri de denilebilir. lacancipsikanaliz.wordpress.com/2026/06/10/jacq...
Siyaset ve necaset arasındaki benzerlik fonetik bir durumdan ibaret değildir.
Kendi kendime yeterim, hiç kimseye ihtiyacım yok türünden kaprisler ne kadar da havalı değil mi? Esasını söylemek gerekirse bir başkası olmadan bizler hiçbir şey değiliz. Yalnızca bir diğeri varsa hatta diğerleriyle berabersek bir şeyiz.
Reklam