Yeni yıla girerken dileğimiz; adaletin bir temenni değil, bir gerçek olması. Kadınların korkmadan yaşadığı, emeğin karşılığını bulduğu, hukukun herkes için eşit işlediği bir ülke. Kaybettiklerimizin hesabının sorulduğu, sessizliğin değil vicdanın kazandığı günler. 2025’i uğurlarken içimde bir kapanmamış dosyalar yığını var. Bu yıl bize çok şey kaybettirdi. En çok da adalet duygumuzu yordu. Kadınlar birer isim olmaktan çıkarılıp birer “haber”e dönüştürüldü. Hayatlarının yarım bırakılmasına, faillerin cesaret bulmasına, suskunluğun normalleşmesine tanık olduk. Buna tanık olmak da bir yük artık. Ülke düzeni dediğimiz şey; güvende hissetmekti, yarını planlayabilmekti, emeğinin karşılığını alabilmekti. 2025’te bunların ne kadar kırılgan olduğunu tekrar tekrar gördük. Yorulduk ama körleşmedik. Kırıldık ama vazgeçmedik.
Kendi adıma da 2025'te bir çok konuda ders aldım. Ben duygularımı dile getirmekten hiç vazgeçmedim ama ne yazık ki çevremizdeki herkes bizi kırıldığımız yerde anlayamaz. O yüzden can dostlarım hepimize sevilip, anlaşıldığımız, yormayan, eksiltmeyen aksine tamamlayan sevgi dolu yollar ve insanlar diliyorum. Yaşamak yeterince zor iken bir de biz zorlaştırmayalım. Dinleyelim, anlayalım, çözüm bulalım. Her şey çok kolay kaybedilir ama çok zor kazanılır.
Ve ben umut etmeyi seçiyorum. Çünkü umut; unutmamak demek, susmamak demek, “daha iyisi mümkün” diyebilmek. Gidenleri unutmayacağız. Ama kalanlar için, kendimiz için, birbirimiz için daha adil, daha güvenli bir yarını istemekten vazgeçmeyeceğiz.
Hoşça kal 2025. Acılarını sırtımızda taşıyoruz ama daha adil bir yarın isteğinden vazgeçmiyoruz.