E.

Phaedrus’a şöyle demişti bir keresinde: “Kitaplar, ruhta unutkanlık yaratır. Çünkü okudukça, kendinizi hatırlamayı bırakır, uydurulmuş yazılı karakterlere güvenmeye başlarsınız. Beyninizi tahrip edersiniz.”
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
“Bir parça toprağın etrafını çevirerek Burası benim diyen ve ona inanacak kadar saf insanlar bulan ilk insan, sivil toplumun asıl kurucusudur. —Jean-Jacques Rousseau
Kişi aşırılıklara kaçmadan yaşamın tadını çıkarmalıdır. Aşırılıklar ve büyük tutkular bireyi yıkıma sürükler. İnsan, istek ve tutkulannda ölçülü olmalıdır.
Okuduğumuz o iyi kitaplar olmasaydı şimdikinden daha kötü durumda, daha uzlaşmacı, daha itaatkar olurduk. İlerlemenin motoru olan eleştirel ruhun adı bile okunmazdı. Mario Vargas Llosa
Roman yazarı karşısında hepimiz imparatorun karşısındaki köle gibiyizdir: Tek kelimeyle bizi azat edebilir. Onun sayesinde eski toplumsal konumumuzdan sıyrılıp generalin, dokumacının, şarkıcının, taşra soylusunun konumunu, köy hayatını, kumarı, avı, nefreti, aşkı, ordugah hayatını tanırız. Onun sayesinde Napoleon, Savonarola, bir köylü, daha da önemlisi -asla tanışmayabileceğimiz bir hayatı yaşayarak kendimiz oluruz. Marcel Proust