Seher vakti esen yeller Efendime selam söyle Dost aşkıyla açan güller Efendime selam söyle Uzatırım yetmez elim methedemez âciz dilim Ravzaya varınca yolun Efendime selam söyle **** Çöl, ovalar tozlu yollar Âşık olan yanar ağlar Aciz gönlüm görmek diler Efendime selam söyle Uzatırım yetmez elim methedemez âciz dilim Ravzaya varınca yolun Efendime selam söyle **** Ebu zemzem sucuları bitmez aşkın acıları Anadolu hacıları Efendime selam söyle Uzatırım yetmez elim methedemez âciz dilim Ravzaya varınca yolun Efendime selam söyle **** Gökyüzünde uçan kuşlar yıldızlar aylar güneşler Hem bacılar hem kardeşler Efendime selam söyle Uzatırım yetmez elim methedemez âciz dilim Ravzaya varınca yolun Efendime selam söyle **** Aşk elinden cismim yâre bulamadım derdime çare Server Nebi Peygambere Efendime selam söyle Uzatırım yetmez elim methedemez âciz dilim Ravzaya varınca yolun Efendime selam söyle **** Çok şükür ulu Allah’a artar aşkım bitmez daha Altınoluk Beytullaha Efendime selam söyle Uzatırım yetmez elim methedemez âciz dilim Ravzaya varınca yolun Efendime selam söyle ****
Bir sabah göğsümden başını çek ve bir kapı kapatalım içimizden, herkesin üzerine. Ben Kızıldeniz'in ortasında yapayalnız kalmış Musa’yım, Tanrım bana ellerini ver! Gözümden inen yedi okyanus ya da kum saatinde dönen yedi çöl hiçbir önemi yok. Revolveri kaburgama doğrult, ölelim...
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
SELİM GÜRBÜZER KİTAPLARI-KDY
GÜNEŞ DOĞUDAN DOĞAR Orta Asya’dan Nizam-ı Âlem’e SELİM GÜRBÜZER Uzun yıllar uğraşı sonucu oluşan Güneş Doğudan Doğar adlı eserim 2022 yılının son aylarında Kitap Yurdu Doğrudan Yayıncılıktan (KDY) okuyucuyla buluşup, yayımlanan eserim 9 ayrı bölümden oluşmakta. Ve bu eser 454 sayfa hacimlidir. Kitabın önsözünde şu ifadelere yer verdim: “Allah-ü Teâlâ ve Tekaddes Hazretlerine sonsuz hamdu senalar, Resul-i Ekrem Efendimiz (s.a.v)’e salat ve selam olsun. Eser incelendiğinde Orta Asya’dan başlayan bu kutlu yolun Balkanlar’a uzandığını, oradan da Viyana kapılarına kadar uzandığını görürüz. Orta Asya’dan başlayan bu koşunun hem maddi hem de manevi cephesini okuyucuya ilginç geleceğini umduğum bir üslup çerçevesinde dikkatinize sunmaya çalıştığım görülecektir. Tabii ki, bu uzun soluklu koşuyu bir solukta anlatmanın mümkün olmadığının idrakiyle ortaya karınca kararınca ne koyabilirsek buna da şükretmemiz gerekecektir. Hem nasıl şükretmeyelim ki, hele bilhassa tarihi süreç içerisinde Başbuğu Hakanlara ışık saçan Gönül Sultanlarının manevi tasarruf ve sohbet iklimi altında bu eseri kaleme almanın hazzını almak bile başlı başına bizim için büyük bir nimet olsa gerektir.. Bu nedenledir ki eserin hazırlanmasında yaklaşık 10 yıllık bir süre içerisinde büyük bir titizlikle defalarca gözden geçirip olgunlaştığına kanaat getirdiğim noktada 2022 yılın son ayı itibariyle vira bismillah deyip siz değerli okuyucularımın beğenisine sunmuş durumdayım. Oldu ya, şayet anlatılması gereken gözden kaçan hususlara değinmeyip ya da anlatımlarımızda sürçülisan babından hatalarımız olduysa da şimdiden okuyuculardan bizleri mazur görmelerini dilerim. Her ne kadar Orta Asya’dan Nizam-ı âleme giden yolun tarihi akış çerçevesini tam
"Kestirmesi çok zor bir havanın ortasında bıraktın beni. Fırtına mı çıkarmak senin niyetin, benim durgun olmaya alışkın sularımda? Genç ve asi bu kadın, derinden iğneler batırıyor adamın ruhuna, kalbine. Bölüyor uykusunu uyuyan canavarın. Böylesi bir tutkuya yapışmak ve öylece kalakalmak.. Nasıl yani? Aniden aklıma soktuğun çılgınlıklar... Ahlaki olamaması akıldan geçenin. Ya insanın kendisine olan saygısı? Ahlak derken... kimin ahlakı? Akıl karıştıran esen bir yel, bir sıcak meltem, içinden dışına yakan bir çöl rüzgarı.. Ama ama belki de dondurucu bir soğuk; kara yele dönüşen en sonunda, her şeyin üstüne. Dejavu mu bunlar...?? Bilmiyorum ve gittikçe nefesim kesiliyor. İçeriden tüketiyor beni bunlar. Bu aklın dehlizlerinden süzülenler."
Çöl:
Bu hêngâbede seni canlı tutmakta cabası Sevdiğimi gözlerimden görmesen de olur , sevmediğini anladıktan sonra beni sevdiğimi gözlerinden öpmesem ne olur Ne olur şimdi ansızın beni bulsan, sen sussan ben hala seni duysam , bırakmam bir kez daha seni bulsam , susmam bir anlık daha seni duysam ,
Alıntı
Kendi kanının tadından sarhoş olur.
Harese nedir, bilir misin oğlum? Arapça eski bir kelimedir. Bildiğin o hırs, haris, ihtiras, muhteris sözleri buradan türemiş- tir. Harese şudur evladım: Develere çöl gemileri derler bilirsin, bu mübarek hayvan üç hafta yemeden içmeden, aç susuz çölde yürür de yürür; o kadar dayanıklıdır yani. Ama bunların çölde çok sev- dikleri bir diken vardır. Gördükleri yerde o dikeni koparır çiğne- meye başlarlar. Keskin diken devenin ağzında yaralar açar, o ya- ralardan kan akmaya başlar. Tuzlu kanın tadı dikeninkiyle ka- rışınca bu, devenin daha çok hoşuna gider. Böylece yedikçe kanar, kanadıkça yer, bir türlii kendi kanına doyamaz ve engel olun- mazsa kan kaybından ölür deve. Bunun adı haresedir. Demin de söyledim, hurs, ihtiras, haris gibi kelimeler buradan gelir. Bütün Ortadoğu'nun âdeti budur oğlum, tarih boyunca birbirini öldürür ama aslında kendini öldürdüğünü anlamaz. Kendi kanının tadından sarfoş olur. Livaneli