"Söyleyecek sözün varsa, köle değilsin kardeşim. Söyleyecek sözü olan her zaman her yerde hürdür, bunu unutma. Zindanda bile olsa, ayağında zincirler bile olsa hürdür. Söyleyecek sözü olmayan sarayda bile olsa, altın kaplarda yemek de yese, sırma ipekten kaftan bile giyse yine de kuldur, köledir, esirdir. "
Köle dediğin özü olmayan, sözü olmayan, bütün hayatı efendisinin iki dudağı arasında bir zavallı gölgeden başka nedir ki? Belli belirsiz bir çizgi ... Varla yok arası bir karaltı...
"Bir devleti yönetenler, israf ve eğlencenin kölesi olmuşsa düşmanı uzakta aramalarına gerek yok...Bu iki haslet, elmanın içindeki kurt gibi zamanla devleti yer ve bitirir:'
...kan ve gözyaşı üzerine kurulan hiçbir idare, hiçbir yönetim şekli varlığını ilanihaye sürdüremezdi. Azıcık tarih bilen herkes bunu bilirdi. Esas fetih, kalplerin ihyası ve memleketlerin imarı ile mümkün olurdu halbuki.
Türklerin, Müslümanlıkla ilgili olmayan, değişmez bir tabiatları vardı: Eğer olağandışı hadiseler cereyan etmeye başlamışsa; insanoğlu, bunu mutlaka önce kendi nefsinde ve günahlarında aramalı, daha sonra başka sebeplere tutunmalı, inancı.