Mucizemin Adı Sen
Adını fısıldıyor içimde sustuğum ne varsa, Sen, bir çöl ortasında bulduğum o serin vaha... Gözlerim gözlerine değdiği o ilk andan beri, Kalbim, adını ezberleyen derviş gibi rüyada. ​Dokunduğun her yer çiçek açıyor ruhumda, Karanlık, senin o derin bakışınla dağılıyor. Ben sende buldum kaybolan tüm renklerimi, Sensiz geçen günler, sanki hiç yaşanmamış sayılıyor. ​Sen, ömrümün en çıkmaz sokağında karşıma çıkan yol, Kurumuş toprağıma yağan o en şefkatli yağmursun. Kaderimin en zarif, en güzel hediyesi; Dile getiremediğim duaların cevabı, mucizemin adı sensin. ​Yorulmuş kalbimi yasladım senin limanına, Şimdi hangi rüzgâr esse, kokun doluyor odama. Yaradan’ın bana lütfettiği en kutsal emanet, Ömrümün geri kalanı, mucizemin adı; yalnızca sen...
Şiir
Hakkı konuşmayan dil vicdanımı yaralar Münir ersoy savunuyordu ata yadigarlarını Başına toplandı binlerce davacı Yapmayın etmeyin asmayın haklı olanı Nice günahsız kalem boş yere kırıldı Sordu Münir bey ey kardeşim Türkiye bu Ne çabuk unuttuk kardeş olduğumuzu Olur mu böyle olur mu Söyle hakim bey kardeş kardeşi vurur mu Hakikati konuşan insana gerçeği hatırlatır Kıymayın efendiler vatana dede toprağıdır Bir yanımız çöl bir yanımız kurak ovadır Sen söyle hakim bey kalem neden kırılır Suspus olmuş çağımız insanı Diyorlarki şimdi kendi kurtarma zamanı Siz söyleyin nereye yürüyor insan adımları İnsanlar yanınca duydunuz mu bir acı Kul Nefsani derki Türkiyede asıldı haklılar Münir Bey cevapladı birlik olsun insanlar Ben hakkı konuşurum isterse assınlar Hakkı konuşmayan dil vicdanımı yaralar
Şiir
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Seher vakti esen yeller Efendime selam söyle Dost aşkıyla açan güller Efendime selam söyle Uzatırım yetmez elim methedemez âciz dilim Ravzaya varınca yolun Efendime selam söyle **** Çöl, ovalar tozlu yollar Âşık olan yanar ağlar Aciz gönlüm görmek diler Efendime selam söyle Uzatırım yetmez elim methedemez âciz dilim Ravzaya varınca yolun Efendime selam söyle **** Ebu zemzem sucuları bitmez aşkın acıları Anadolu hacıları Efendime selam söyle Uzatırım yetmez elim methedemez âciz dilim Ravzaya varınca yolun Efendime selam söyle **** Gökyüzünde uçan kuşlar yıldızlar aylar güneşler Hem bacılar hem kardeşler Efendime selam söyle Uzatırım yetmez elim methedemez âciz dilim Ravzaya varınca yolun Efendime selam söyle **** Aşk elinden cismim yâre bulamadım derdime çare Server Nebi Peygambere Efendime selam söyle Uzatırım yetmez elim methedemez âciz dilim Ravzaya varınca yolun Efendime selam söyle **** Çok şükür ulu Allah’a artar aşkım bitmez daha Altınoluk Beytullaha Efendime selam söyle Uzatırım yetmez elim methedemez âciz dilim Ravzaya varınca yolun Efendime selam söyle ****
Bir sabah göğsümden başını çek ve bir kapı kapatalım içimizden, herkesin üzerine. Ben Kızıldeniz'in ortasında yapayalnız kalmış Musa’yım, Tanrım bana ellerini ver! Gözümden inen yedi okyanus ya da kum saatinde dönen yedi çöl hiçbir önemi yok. Revolveri kaburgama doğrult, ölelim...
SELİM GÜRBÜZER KİTAPLARI-KDY
GÜNEŞ DOĞUDAN DOĞAR Orta Asya’dan Nizam-ı Âlem’e SELİM GÜRBÜZER Uzun yıllar uğraşı sonucu oluşan Güneş Doğudan Doğar adlı eserim 2022 yılının son aylarında Kitap Yurdu Doğrudan Yayıncılıktan (KDY) okuyucuyla buluşup, yayımlanan eserim 9 ayrı bölümden oluşmakta. Ve bu eser 454 sayfa hacimlidir. Kitabın önsözünde şu ifadelere yer verdim: “Allah-ü Teâlâ ve Tekaddes Hazretlerine sonsuz hamdu senalar, Resul-i Ekrem Efendimiz (s.a.v)’e salat ve selam olsun. Eser incelendiğinde Orta Asya’dan başlayan bu kutlu yolun Balkanlar’a uzandığını, oradan da Viyana kapılarına kadar uzandığını görürüz. Orta Asya’dan başlayan bu koşunun hem maddi hem de manevi cephesini okuyucuya ilginç geleceğini umduğum bir üslup çerçevesinde dikkatinize sunmaya çalıştığım görülecektir. Tabii ki, bu uzun soluklu koşuyu bir solukta anlatmanın mümkün olmadığının idrakiyle ortaya karınca kararınca ne koyabilirsek buna da şükretmemiz gerekecektir. Hem nasıl şükretmeyelim ki, hele bilhassa tarihi süreç içerisinde Başbuğu Hakanlara ışık saçan Gönül Sultanlarının manevi tasarruf ve sohbet iklimi altında bu eseri kaleme almanın hazzını almak bile başlı başına bizim için büyük bir nimet olsa gerektir.. Bu nedenledir ki eserin hazırlanmasında yaklaşık 10 yıllık bir süre içerisinde büyük bir titizlikle defalarca gözden geçirip olgunlaştığına kanaat getirdiğim noktada 2022 yılın son ayı itibariyle vira bismillah deyip siz değerli okuyucularımın beğenisine sunmuş durumdayım. Oldu ya, şayet anlatılması gereken gözden kaçan hususlara değinmeyip ya da anlatımlarımızda sürçülisan babından hatalarımız olduysa da şimdiden okuyuculardan bizleri mazur görmelerini dilerim. Her ne kadar Orta Asya’dan Nizam-ı âleme giden yolun tarihi akış çerçevesini tam
"Kestirmesi çok zor bir havanın ortasında bıraktın beni. Fırtına mı çıkarmak senin niyetin, benim durgun olmaya alışkın sularımda? Genç ve asi bu kadın, derinden iğneler batırıyor adamın ruhuna, kalbine. Bölüyor uykusunu uyuyan canavarın. Böylesi bir tutkuya yapışmak ve öylece kalakalmak.. Nasıl yani? Aniden aklıma soktuğun çılgınlıklar... Ahlaki olamaması akıldan geçenin. Ya insanın kendisine olan saygısı? Ahlak derken... kimin ahlakı? Akıl karıştıran esen bir yel, bir sıcak meltem, içinden dışına yakan bir çöl rüzgarı.. Ama ama belki de dondurucu bir soğuk; kara yele dönüşen en sonunda, her şeyin üstüne. Dejavu mu bunlar...?? Bilmiyorum ve gittikçe nefesim kesiliyor. İçeriden tüketiyor beni bunlar. Bu aklın dehlizlerinden süzülenler."