Tayfur SAKALLI

Türklerin Anadolu'ya yayılmasından önce Anadolu'da güçlenen Yeni Pavlosçuluk akımı, Balkanlar'a geçen Bogomillik, hem Katolik hem Ortodoks Kiliselerine isyan edenler arasında çıkmış, gerek Anadolu'da gerek Balkanlar'da bunların birçoğunun Müslümanlık'a geçmesine yol açmıştı. Bu gibi akımlar hem Katolik hem Ortodoks Kiliseleri tarafından "heretiklik" (sapkınlık) sayılıyordu. Bu gibi akımların birçok Hıristiyanın Müslümanlık'a geçmesine yol açtığı biliniyordu.
Alıntı
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
İlk matbaa Yahudiler tarafından II. Bayezit zamanında açılmıştı. İbrani harflerinin İtalya'da 1480'de döküldüğü, İstanbul'da 1495'te İbrani basımevi açıldığı, daha sonra 1500, ya da 1515'te Selanik'te, 1579'da İstanbul'da başka İbranî basımevleri olduğu anlaşılıyor.
Alıntı
Kahvehaneler, Osmanlı ülkelerinde,özellikle İstanbul'da cami ve mescidin yerini alan ilk siyasal dedikodu, hattâ fesat yuvaları oldular. Daha kötüsü,kahvehaneler ve meyhaneler reâyânın uğrağı, eğlenme ya da dinlenme yeri olmaktan çok,hükümet için korkunç bir gücün, yeniçerilerin ve Bektaşilerin ayaklanma karargâhları haline gelmiştir.
Alıntı
Lâle Devrinin yüksek yönetici tabaka açısından önemli bir özelliği, bu tabakanın din ve gazâ karışımı olan eski Osmanlı ethos'undan, kendine özgü zihniyetten kopmuş olmasıdır. Cevdet Paşa'nın İbn Haldun'dan alarak kullandığı bir terimle söylersek, Osmanlı asabiyeti artık sönmüştür. Bu eski Osmanlı ethos'unun dünyasal yanının özelliği olan askeri disiplin ve hukuksal sertlikle, onu tamamlayan dinsel yanı gazilik ve sofuluk karışımı bir püritanizm, yerlerini Lady Montague'nün farkettiği deizme, hattâ ateizme, tasavvufa, hattâ Bektaşilik'e, musikiye, edebiyata ve hedonizme bırakmıştır.
Alıntı
1699 yılının başında yapılan Karlofça Antlaşması'yla Osmanlı devleti Macaristan ve Transilvanya'yı, savaş halinde olduğu Avusturya'ya bırakıyor, Podolya ve Ukrayna Polonya'ya, Mora Venedik'e veriliyordu. Azak'ı alan Rusya'ya burası bırakılmakla Moskof devleti ilk kez Karadeniz'e adımını atmış oluyordu. Bunlar toprak kayıpları. Antlaşmanın asıl önemli olan iki yanı daha vardır: a) Hıristiyan devletlerin Osmanlı devletine haraç vermesi kaldırılıyordu, b) Osmanlı devleti bundan sonra Avrupa savaşlarında ve politikasında büyük bir devlet olmak yerine diplomatik önemi olmayan bir devlet olacak, yani daha güçlü Avrupa devletlerinin (Fransa, Avusturya, İngiltere ve Rusya'nın) birbirleriyle çarpıştığı diplomasi mekanizmasında sadece onların amaçlarına göre itilen ya da tutulan bir araç olacaktı.
Alıntı