Tayfur SAKALLI

III.Selim
Padişahın karakterindeki üçüncü bir çelişki, yumuşak, zayıf iradeli, saf bir adam olmasına karşın şehzadeliği zamanından beri yaratılan bir efsaneye kendisi de inanarak kendini bir "cihangir" sanmaya başlaması oldu.43 Aydın bir hükümdar gibi gözüktüğü halde bu cihangirlik efsanesine yol açan babası gibi rüyalara, müneccimlere, üfürükçülere inanıyordu. Bir defasında istihareye yatarak, bir defasında kura çekerek sadrazam tayin etmişti. Saraya dolan dervişlerin, şeyhlerin, müneccimlerin beslediği hava içinde, başında bulunduğu sistem türündeki rejimlerde gerekli olan iradeden yoksun olan Selim, kendini bir cihangir sanarak gerçekte sahtekârların oyuncağı olmuştu.
Alıntı
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Görülmedik tarz ve surette büyük ve müzeyyen hâne ve sahilhâneler inşasıyla ziyade sefahat ve ihtişam içinde yaşayan" bir sınıf gelişiyordu. Saltanat büyükleri, "Nizam-ı Cedit işini servet biriktirme aracı yapmışlardı. Bir yandan kendileri sayısız servet biriktirirken öbür yandan akrabalarını ve adamlarını zengin ediyorlardı". Bunlar padişahın etrafinı sararak namuslu kişileri birer bahane ile devlet kapısından uzaklaştırırlar, yüksek rütbeli ulemâyı da "semizce arpalıklar ve hediyelerle" sustururlardı. Lâle Devrini hatırlatan eğlencelerde şeyhler ve sofular bile içkiye dalmışlardı.
Alıntı
Osmanlı devletini Fransa'da ihtilâlin patlaması kurtardı. Çünkü düşman ordularının İstanbul'a kadar inmesinin yolları açılmıştı. Yaygın bir hale gelen "Türkleri Avrupa'dan atma" ideali neredeyse gerçekleşecekti. Fakat Fransa'daki devrimin aldığı renk, başta İngiltere olmak üzere, Avrupa'nın krallık hükümetlerini ürkütmüştü. İngiliz elçisinin tavsiyeleriyle ağır bir barışa yanaşıldı.
Alıntı
Fransa hükümeti 1783'te, Osmanlı başkentine elçi olarak seçilmesi dünyada en son akla gelecek bir kişiyi İstanbul'a tayin kararını vermişti. Bu zat, Comte de Choiseul-Gouffier'dir (1725-1817).21 Küçük Kaynarca barışından iki yıl sonra 21 yaşında iken, hayranı olduğu eski Grek uygarlığını görmek üzere Atina ve Isparta'yı gezmiş, 1782'de bu gezisini çok güzel gravürlerle süslü iki büyük cilt halinde yayımlamıştı. 1783'te bu kitaba Discours préliminaires başlığı altında uzun bir giriş koymuştu. Burada Atina ve Isparta çocuklarının bugün "aptal Müslüman'ın boyunduruğu altında yaşamakta oluşuna karşı duyduğu isyanı anlatır.
Alıntı
Zulmeden zafer kazanamaz. Asker zulme başladı mı arkası yenilgidir. Üç yıldan beri, özellikle Anadolu'da şehir ve köylerde asker zulmü başladı. Müslümanların, Hıristiyanların ırzını, mallanını yağma ediyorlar. Bunu yapan özellikle hünkâr kulu (kapıkullanı) diye adlandırılanlardır.
Alıntı