“Ey insanoğlu, helâl sana damla damla, haram ise sel gibi gelir. Eğer seli terk eder, damlaya yönelirsen, vaktin ve kalbin benimle safa bulur. Ey insanoğlu, dünyadan kaçırdıklarına üzülme, ondan sana verilenlere de sevinme; çünkü bugün senin, yarın başkasınındır. Şimdi dünyayı bırak, âhireti iste. Elbette ben salih kullarım için gözlerin görmediği, kulakların işitmediği, hayallerin ulaşmadığı şeyler hazırladım."
Eğer insanda celâl sıfatı üstün olup, ondan doğar hayvanı kötü sıfatlarla muttasıf olursa, hangi sıfat hükmünde iken ölüm ile bedenden kurtulursa, ikinci doğuşta o sıfat suretinde haşr olup, mekanı cehennem olur. Mesela haset hükmünde olan kurt, gazap hükmünde olan köpek, suretini bulur.
Eğer dünyada beka mümkün olsa idi, dünyaya önce gelenlere olurdu. Eğer bu fâni eve her gelen âdem, bunda kalsa idi, yeryüzüne sığmayıp, insanlar birbirinin başı üzerinde durmak lâzım gelirdi. Özellikle ölümün kadr ve kıymetini bilmeyip, uzun ömür arzu eden kimse, ihtiyarlığa rağbet etmiş olur. Hâlbuki ihtiyarlık bir şiddetli hastalık, uzun bir hapistir. Elim azap, büyük belâ, alçakların alçağı, rezillikler rezilliğidir.
Ölüm iki türlüdür. Biri iradî ölüm, biri tabiî ölümdür. İradi ölüm, gazap ve şehveti öldürmedir. Tabii ölüm, hayvanî ruhun bedenden ayrılmasıdır. Şu hâlde hayat dahi iki türlüdür. Biri iradî hayat, biri ebedî hayattır, o türlü lezzetlerle vasıflanmıştır. Nitekim hakîm Eflatun demiştir ki:
"İradeyle ö, tabiatla diril." Hazreti Habib-i Ekrem sallallahü aleyhi ve sellem: "Ölmeden önce ölünüz" buyurmuştur. İradi ölümün, baki olan tabiî hayat olduğunu duyurmuştur.