Tayfur SAKALLI

Tayfur SAKALLI
Üniversitenin nihai amacı bizi meslek sahibi yapmak, bize ünvan dağıtmak yahut statü vermek değildir. Eğitimin asli gayesi bize kim olduğumuzu, varlığın manasını ve yeryüzü yolculuğumuzun istikametini göstermektir. Bizi böyle bir varoluşsal yolculuğa çıkarmayan, aklımızı eğıtmeyen, ufkumuzu genişletmeyen, ruhumuza asalet kazandırmayan, kalp gözümüzü açmayan ve muhayyilemizi harekete geçirmeyen bir eğitim, bizi Varlık'ın komşusu olmaya hazırlayamaz.
Alıntı
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Bir şeye sahip çıkmak onu koruyup kollamak, muhafaza etmek ve emniyete almak demektir. Böylece onun varlığını müstakil bir değer olarak görüp onu yaşatmak ve yaşamasına izin vermektir. Sahip olmaya çalışmak ise o şeyin efendisi olmak, onu köleleştirmek ve metalaştırmak anlamına ge-lir. Bir şeye, dosta, insana, inanca, fikre, geleneğe, kuruma, vatana, devlete sahip çıkmak yerine ona sahip olmaya çalıştığınızda onu temellük edilecek, kullanılacak ve araçsallaştırılacak bir şey hâline getirirsiniz. Bu yüzden gerçek dost, dostuna sahip olmaya çalışan değil, ona sahip çıkan kişidir.
Alıntı
Düşünmek, herhangi bir şey üzerinde zihin jimnastiği yapmak değil, Varlık olarak hakikat ve hakikat olarak Varlık üzerinde düşünmektir. Heidegger felsefenin bu amacından saptığını zira bilim ve teknolojinin kölesi hâline geldiğini söyler. Bilim ve teknolojiye büyük varlık dairesi içinde yön göstermesi gereken felsefe, kendi özünü unutmuş ve tekno-medeniyetin bir uzmanlık alanı hâline gelmiştir. Konusu artık Varlık ve Varlık'ın hakikati değildir. Bilim ve teknolojinin mümkün ve makul olarak tanımladığı şeyleri tarif ve tasvir etmektir. Buna razı olan felsefe, düşünme kabiliyetini yitirmiştir. Tekno-medeniyetin payandası olmuş felsefenin düşünmek adına söyleyeceği bir şey yoktur.
Alıntı
Köylünün yer, gök, hava, su, toprak, ateş ve tüm bitki ve hayvanlarla kurduğu ilişki, insanın varlıkla kurduğu ilişkinin en yalın, temel, aracısız ve yapmacıksız hâlini temsil eder. Şehrin konforuna, yapmacık düzenine, mükemmel ama ruhsuz sistemine alışan insan, Varlık'la olan ilişkisinde de yapmacık, konformist ve yüzeysel hâle gelir.
Alıntı
Varlığı koruyup kollar, ona sahip çıkar, onun çobanı olursan varlık da sana ona göre bir alan açar. Tahakküm, tasallut ve istismar yoluna gidersen varlık yokluğa, anlam hiçliğe, hakikat yanılgıya dönüşür. Sahici düşünce, insanın varlığın çobanı olmayı kabul ettiği yerde kök salmaya başlar.
Alıntı