Atatürk'ün başlangıçta din sorununu ele alışı Gökalp'in sosyolojik açısından
çok, Tevfik Fikret'in temsil ettiği deist din görüşü etkisi altında olmuştu. Dinin toplumsal rolü hakkında edindiği bilgiler halk ve askerle olan ampirik gözlemlerine dayanıyordu. Atatürk'ün başlangıç noktası, Meşrutiyet döneminde gördüğümüz, "islâm dini akli ve tabiî bir dindir" görüşüdür. Bu açıdan bakınca dinin toplumsal rolü konusunda paradokslu bir durum olduğunu gördü: Toplumsal bir felaket karşısında, adı bile olmayan bir toplumu bir ulus çabasının fedakârlıklarına it-mede, dayanışma yaratmada, dinin rolü vardı; faka yine görüyordu ki, aynı zamanda şeriat ya da tarikat giysisi altında din, ulusal çabayı baltalayan bir güç de olabiliyordu.