Ferdi Tayfur’u yakından tanıyan Ekşi Sözlük yazarı Corvus Corona’nın yazısı: Reşitpaşa’da, 3 katlı bir villada Ferdifon adını verdiği bir prodüksiyon firması vardı. Müzik yapımının yanı sıra, o dönemin ileri teknolojisine sahip bir kurgu seti bulunuyordu. (Kurgu setlerinin inanılmaz rakamlar olduğu yıllar.) Bu seti kiralar, reklam filmleri kurgulardım. Onu orada tanıdım. Bence Ferdi Tayfur’u sevenleri de dahil kimse onu tam anlamıyla tanımıyor. Batı ve Doğu müziğini çok iyi bilen biriydi. Kusursuz bir müzisyendi. Gitar, keman ve piyano gibi enstrümanları ileri seviyede çalardı. Çok okur ve kendine “edebiyatçı” diyen birçok kişiden daha iyi yazardı. Prensipleri ve sert köşeleri olan biriydi. Ama benim gözümde Ferdi Abi’yi “Ferdi Abi” yapan şey mütevazılığıydı. Onca şöhretine ve milyonlarca hayranına rağmen ömrünün hiçbir döneminde kadın düşkünlüğü ya da çapkınlığı olmayan biriydi. Kimi hayat arkadaşı seçmişse, hayatında yalnızca o kişi olurdu. Herkesin para için her türlü şekle girdiği bugünlerde, sözü ve bestesi kendisine ait onlarca hit şarkı yapmış ve bu şarkılardan telif almayı reddetmiş bir adamdır Ferdi Tayfur. (Çünkü eserlerini kendisinin yaptığını ama onları sevenlerine ait gördüğünü, bu nedenle kendisine ait olmayan bir parayı alamayacağını söylerdi. Ferdi Abi’nin eserleri telifsizdir.) İyi, çok iyi bilirdim kendisini. Rahmet olsun ömrüne.Anısına saygıyla.02.01.2025 Alıntı
1000Kitap
"Ben bir Kuzgun'um. İnsanlara aydınlığı taşımak için karanlıkta gezerim. Ben sorgulamayı unutan ve konuşmaktan korkan bu sessizleşmiş ve sindirilmiş halkın sesiyim. Ben, alt komşunuz, iş arkadaşınız, çocuğunuz, kardeşiniz, aileniz, bir çalışanınız ya da iş vereninizim. Her yerdeyim. Ben bir fikrim. Beni yakalayamaz, hapsedemez, sindirmez, öldüremezsiniz ve bu yalnızca bir fikir beyanı değil artık bir meydan okumadır. Peşinizdeyim... - CORVUS ya da sizin deyişinizle KUZGUN" #kuzgun2 #korkuluk
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Gemi yol almakta, nereden gelip nereye gittiği meçhul bir girdabın içerisinden bir salyangoz kabuğunun helezonundan çıkar gibi buluşuyor gökyüzünde corvus cornixlerle... Bu sessizlik senfonisi hatırlatıyor Golgota'daki çarmıha gerilenlerini insanlığın ve biraz daha hüznün matemiyle beliriveriyor elbisesinin cebindeki gözyaşları. İnsanlık değil mi her şeyde doğanın işine burnunu sokup, sonra da kendi sonunu getiren? Gelip giden döngü bir samsara olarak yolunu bulur. Her dilde yok mudur «A» sesi, o zaman lisanların bir önemi de zaten yoktur, çünkü sesler tüm lisanlarda aynı tınıya sahiptir, sembollerle de zaten bizim işimiz yoktur. Doğada ne iyi, ne de kötü; ne şeytan, ne tanrı, ne de melek yoktur... Dinler yırtıcıların doğasına ters, insan denen yapay zeka için ise sadece bir makyavelist bir araçtır. Neden kendini kandırıyorsun ki? İtiraf et hadi! Doğa daima yüce, güzel, büyük ve de uyumun bir betimlemesidir...
Duygu ve Düşünce
Corvus oculum corvi non eruit (Latince) “Bir karga, başka bir karganın gözünü oymaz.” [Çok yaygın bir eleştiri karşısında dahi, meslektaşını savunan birini buna örnek verebiliriz. Her ne olursa olsun, bir grup birbirini seven insan arasındaki dayanışmayı ifade eder.]