"Biz tekneye Deniz Çulluğu derdik, ama sen ona Ufkabakan de ve burnunun iki yanına göz resimleri çiz. Benim minnettarlığım o kör tahtalardan seni gözetecektir; seni denizin üstündeki ve altındaki kayalardan koruyacaktır. Dünyanın ne kadar aydınlık olduğunu, sen bana gösterinceye kadar unutmuştum."
Artık biliyordu ki görevi, yaptığı hatayı düzeltmek değildi, hiç olmamıştı; yapması gereken, başladığı şeyi bitirmekti, ve bunu bilmek hiç de kolay değildi.
Sadece korkunun yarattığı işkenceyi, yoluna devam etmesi ve yapmaya niyetlendiği şeyi yapması gerektiğini biliyordu. Kötü varlığı avlaması, dehşeti kaynağına kadar izlemesi gerekiyordu.
Önünde uzanan şey, ondan pusuya yatarak saklanan şey, adanın ormanlarında ve yamaçlarında onu bekleyen şey, korkuydu. Ged de doğruca onun üzerine gitti.