Satırlarda bulduğum kendimi, yine satırlarda kaybetmek için yazıyorum. Hislerim kelimelere büründüğünden beri ben, içimdeki bir başka beni anlatıyorum. Sessizliğe mühürlenen dudaklarım ardında konuşan ruhum anlatıyor inşa ettiğim duvarı; kelimelerden oluşan tuğlalar ardına saklıyorum anıları.
Ruhun aynası sözler parçalıyor boğazımı.
Kırık bir aynanın keskin uçları batıyor, kanatıyor ve sonra ağır bir yumru kesiyor nefeslerimi.
Ölmeden öldüren hislerin yazdırdığı sözlerle ağırlaşıyor kalbim, kırgınlık çöküyor ruhuma.
Ruhum, çöken kırgınlığın ardından kabulleniyor zavallı kendini. Sözcüklerin sihirbazlığına güveniyor çaresizliğim ve bekliyor, “metafor” kostümü giymiş acılarımın dinmesini.
Ve ne yazık ki günün sonunda kelimelerim tükeniyor, cümlelerim susuyor ve kalbim, hissettiği üzüntünün soğukluğunda kalmaya devam ediyor; buz tutmuş hüzünler, yeni bir acının kalbime attığı ateşe ulaşmadan erimiyor.