"Cesaret evladım, cesaret. Bunun ötesinde başka hayata, ebedi bir hayata ereceksin. Şimdi, söyle, söyle bakalım, son emelin nedir?"
"Ölmemek!"
Papazlar irkiliyorlar. İçlerinden: "Amma da aksi bir idam mahkumuna çattık!" diyorlar.
İşte, Anadolu'nun dediği, işte İstanbul hükümetinin söylediği...
Meğer insan, köylerde, dağ başlarında ve mağara kavuklarında da samimi olmak, içinden geldiği gibi, içinden geldiği kadar gülüp ağlamak hürriyetine sahip değilmiş.
Ne bu zırhlardan, ne bu ordudan, ne sokak başlarındaki bu makineli tüfeklerden korkuyorum. Beni, korkutan şey, kendi aramızdaki anlaşmazlıklar, kendi aramızdaki nifaklardır. Bizi asıl bu mahvedecek.