Evdeki hemen herkes köpeğin adını, cinsini, yaşını iyi niyetle sorup tekrarlarken hanımefendi bunlarla hiç mi hiç ilgilenmiyor, onun açısından bunların pek bir önemi yok. O, sevgi sembolü olarak verilen şeyin bir canlı olmasına hayran kalmış olmalı, önemli olan da bu.
Dünyanın sürekli ve hızla değişim içinde olan bu hareketliliği çoğu kez insanın başını döndürüyor. Bildiğimiz bu küçük adada kalalım ve hayatın burada alışkın olduğumuz şeklini yaşayalım.
Ders diyorsak, işte çıkarılabilecek küçük bir ders bu sevgili okur ve ister yaşamda olsun ister sanatta, eninde sonunda insan bu gerçekle yüzleşiyor, tıpkı bir köpek ısırığı gibi.
Çünkü düşe kalka ilerlediği bu yaşam denilen yolculukta, yaptığı hata ve yanlışlıklar ona şunu öğretti: Biz insanlar genellikle güzeli, iyiyi ve erdemi değil, bastırılan, mükemmel olmayan, sinirli, yaşamda dişlerini göstererek bizle kavga eden şeyleri daha çok seviyoruz, ki bunlar erdem ve uyum değil, hata ve isyan dolu şeyler.