"Sana, beni asla tanımamış olan sana." bu cümle aslında kitabın özeti.Gerçekten bir erkeğin yüreğinde asla yer edememenin verdiği acı ve bu acının, aşkı öfkeye çeviremeyişi, her seferinde aşka yenik düşmesi...Bir anlık bakışın acıyı unutturup seni senden alması.Aşk, gerçek aşk olabilsin diye gerçekleri gizlemek gerektiğini müthiş bir dille işleyen bir yapıt.Zweig klasikleri diyebiliriz.

İnsanların ayrıntılara boğulmadığı günlerden kalma, güzel bir cümle vardır: Göz gördü, Gönül sevdi.

elif, bir alıntı ekledi.
4 saat önce · Kitabı okuyor · Beğendi

“Ona, kendini anlatmak için hayat bazen beklediğimizden hızlı davranıyor diyecektim ama vazgeçtim, o sırada bu cümle, fazlasıyla anlam yüklediğimiz boş sözlerden birisiymiş gibi geldi bana.”

Kuşlar Yasına Gider, Hasan Ali Toptaş (Sayfa 25 - Everest)Kuşlar Yasına Gider, Hasan Ali Toptaş (Sayfa 25 - Everest)

Taklitler (1)
Dinle sevgiyi harmanlayıp çok satanlara oynamak, 15-17 yaş arasını kendine bağlamak isteyen yazardan bir cümle:

Gittiğin gün, peygamberini kaybetmiş ümmet gibiydim rintintün.

Ahmet, Eski Ustalar'ı inceledi.
 6 saat önce · Kitabı okudu · 3 günde · 9/10 puan

Bu bir inceleme değil muhabbetir!!
( Çok daha uzun olan bu yazı kısaltılmıştır! )
Hadi buyrun:

(Olaylara ceviz ağacının gölgesi şahitlik etmektedir. )

Bay A: Evet gençler, Thomas Bernhard'la tanıştık sayılır, ne hissettirirdi ne düşündürdü hangi ezberleri parçaladı sizde?
Bay E: Kardeşim, çarpıcı bir adamın çarpıcı bir kitabını okuduk ben çarpıldım. Özellikle devletli insanın kalıplı insan olmaktan kurtulamadığını gördüm.
Bay B : Tiksintinin haysiyetini kurtaran adam bana kalırsa, haysiyetli yalnızlığı haysiyetli tiksintisi, olayları alış biçimi yaklaşımı çok farklı bir adam. Ama nasıl bir şey nasıl bir teknik bu?
Bay A : BenThomas Bernhard'ı okuyana kadar olayların cümlelerin içine yerleşip onları parçalamayı gülünçlüğünü ortaya koymayı tam yerleştirememiştim kendimde. Kelimelerin birleşiminden oluşan cümlelerin anlamını kavramak için cümlelerin süsüne aldanmamak kelimelerin gücüne inanarak cümle kurmak gerektiğine inanıyorum artık.
Bay B : Sadece cümlelerde değil sanki hayatın her anında birleşim bileşimden ibaret meselelerin iç yüzünü fark etmek adına, onları parçalayarak anlamsızlığını anlamını ortaya koymak yaptığı aslında Thomas Bernhard'ın.
Bay E: Bu noktada bayağılı görmenin fark etmenin yolunu açmış bize sanki, bir şeylerin örtüsünü kaldırdığın an, onları çıplak bıraktığın an, gülünçlüğüyle karşı karşıya kalıyorsun afallıyor şaşırıyorsun.
Bay A: Thomas Bernhard'a ezber bozan değil ezberleri paramparça eden onları dumura uğratan adam diyebiliriz o zaman.
Bay B: Yerinde bir tespit oldu, bu kitabı okuduktan sonra sarsılmayan birisi ya çok yerli yerinde karakteri olan, kavramları oturtan birisidir ya da adamı anlamamış kitaba yazık etmiştir.

Bay A: Öyle bakalım biz ne kadar derinine ineceğiz, kitabın içerisine girecek olursak, Thomas Bernhard " Bir resme çok uzun süre bakmayın, bir kitabı derinlemesine okumayın, bir müzik parçasını en büyük yoğunlukla dinlemeyin, bunu yaparsanız her şeyi ve onunla birlikte de dünyadaki en güzel ve en faydalı şeyi berbat etmiş olursunuz. " Demekte, burda bize bir uyarı mı var yoksa bunu yaparsa bir insanın değer vereceği şeylerin azalacağından dolayı insanın bir buhrana girmesinin tehlikesinden bizi korumaya mı çalışıyor?

Bay E: Bana kalırsa uyarısı iyi niyetli bir uyarı olmakla birlikte cesareti olanın bunu yapmasını da istiyor, bunu yapan insanın aidiyet ve sahiplik hissinin zedeleneceğinden haberdar. Kitapta diyor ya "Bir insanı sonsuzluğa yerleştiriyoruz, yanlış olan budur." diye, biz ait olduklarımızı sonsuzluğa yerleştirerek aslında kendi kafamıza sıkıyoruz.
Bay B: Burda araya girmem gerek. Bu yaptığımız yanlışın en büyük sebebi yalnızlıktan kendimizle baş başa kalmaktan korktuğumuz herhalde. İnsan kendisiyle baş başa kalmamak için kendisiyle arasına binbir türlü perde çekiyor aidiyet hissettiklerinden.
Bay E : Evet ve bu perdelerin bir gün bizi ışıksız bırakacağından habersiz yapıyoruz bunu acıklı olan bu.
Bay A: Kişileri durumları kitapları yazarları değerleri, önce içine girip onları parça parça ayırıp değerlendirip tekrardan bir araya getirip sonradan zihinde belirgin bir düzleme oturtmak daha sağlıklıdır o zaman. Bu kendimizle aramıza perde çekmemize yol açmaz, kendimizi oluşturmamızı sağlar.

Bay B : Olmak için oluşlara devam etmek son nefese kadar, insan kalıp insan olmak mesele her zamanki gibi. Kitaptan devam edecek olursak: " Gerçek akıl, hayranlık tanımaz, bilgi edinir, saygı duyar, dikkat eder, hepsi bu... " bu cümlenin uyandırdıkları neler sizde bunu merak ediyorum, düşündürdü baya beni.

Bay A: Cümle aslında alalede bir kibir cümlesi değil, açıkçası bende uyardığı durum, insanın insan, kitap, yazar, tarzında örnek alacağı bir çok şey karşısında, hayret makamından çok gayret makamında olması gerektiğiydi, Hayret makamından okuyan, dinleyen, gören insan, hayran olduğu özneyi nesneyi yüceltiyor kendisinden daha yukarıya koyuyordur bilmeden. Bu da bizi geliştirmekten ziyade daha da güçsüz düşürüp acizleştirir.
Bay E: Ben aciz değilim mi diyorsun sen şimdi ben anlamadım :)
Bay A: Yok kardeşim acizliğimizi görmek bizi güçsüzlüğe sürüklemekten ziyade bizim gelişmemizi tetiklemeli diyorum.:) Yoksa hepimiz insanız, hepimiz aciziz.
Bay B: Beni yukarılarda aramayın, derinlerdeyim diyor arkadaş maşallah ne diyelim:))

Bay A: Gördüğün yerde bulabilecek misin beni bakalım:) Kitaba dönelim tekrardan kaynatmayalım :) " Kitle çılgınlığı, felaket. " Felaket habercisinden bir cümle buna ne diyorsunuz?
Bay E : Kitle denilen özsüz katil, insanları kendisinden, insanı insandan uzaklaştırıp, bir tanımlama, bir etiket hastalığına sürüklüyor ve kitle içindeki kimse, bu hastalığı bir kudret görerek hastalığını bile fark etmiyor duyumsayamıyor.
Bay B: Tabi bu noktada, kitleyle topluluk, kitleyle cemaat arasındaki farkı iyi ayırt etmek gerekiyor. Bununla alakalı olarak Kitlelerin Ayaklanması kitabını önerebilirim.
Bay A: Kitle daha düzensiz olmakla birlikte fikirlerin sloganlara kurban edildiği bir yapı bana kalırsa, topluluk cemaat denilen şey insanın kendini bulmasını sağlıyorsa; insanın kendisine olan yolculuğuna ket vurmuyorsa bir anlam ifade eder. Hep söylediğimiz gibi insanı insandan insanı kendisinden, uzaklaştıran ne varsa ondan uzak duracaksın.
Bay E: Kitlelerde gönül bağıyla kurulan dostluklar muhabbetler yer almaz o zaman. Gerçekten de Thomas Bernhard haklı, kitle tam bir felaket, bunun haberini getiren bu adam saygıyı hak ediyor.

Bay A: Hadi bu kitleyi dağıtalım kendimizi bulalım :)
Bay B: Gönül bağı kurulmuş bir kere istesekte kitle olamayız :) Hem uzaklık mesafe ne anlam ifade ki birbirlerinin ücralarını görmüş bizler için. :)
Bay A: Eyvallah ;)
Bay E : Görüşürüz baylar. :)

Nesrin Korkmaz, bir alıntı ekledi.
7 saat önce · Kitabı okuyor

Hz. Eyyub
Gerçekten de Rahma her sabah, gün aydınlandığı sırada kalkıyor, çalı çırpılarla yaktığı ateşte su ısıtıyor bu suya daldırdığı bezle Hz Eyyub'un akmış yaralarını büyük bir sabırla temizliyordu.Bütün bir gece vücudunun ateşi ile yanmış olan Hz. Eyyub ancak o zaman rahat bir nefes alıyordu. Gözlerini Rahma'nın üzerinde dolaştırarak hep aynı şeyi söylüyordu.
-Etim dişlerim arasında ya Rahma, canım avuçlarıma konmuş. Bana bu sabah da Allah'ın izniyle hayat verdin ey benim ömrümün tatlı rüzgarı.. (Bu cümle Tevratta aynen mevcuttur)

Allah'ın Gazapları (4 Cilt), Ragıp Şevki Yeşim (Sayfa 237 - Cilt-2 , Akpınar)Allah'ın Gazapları (4 Cilt), Ragıp Şevki Yeşim (Sayfa 237 - Cilt-2 , Akpınar)
şule uzundere, bir alıntı ekledi.
8 saat önce · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

James Joyce sadece bir günü 800 sayfada anlatmış ve içinde hiç kelime tekrarı ve de isim tamlaması olmadan 500 kelimelik tek cümle yazmayı başarabilmiş bir yazar.

Selluka, İlker Günaçgün (Sokak Kitapları)Selluka, İlker Günaçgün (Sokak Kitapları)
Ecee, bir alıntı ekledi.
9 saat önce

"Şu anda, sana güzel bir söz söyleyebilmek için, on bin kitap okumuş olmayı isterdim" dedi: Gene de az gelişmiş bir cümle söylemeden içim rahat etmeyecek: "Seni tanıdığıma çok sevindim kendi çapımda..."

Tutunamayanlar, Oğuz AtayTutunamayanlar, Oğuz Atay
İrem Ceylan, bir alıntı ekledi.
9 saat önce · Kitabı okuyor

İçimden bir cümle geçti: Uzaklaşan şeylerin gözden yitişini görmemek için, gözlerimizi başka yöne çevirsek bile, yine de ne bok yemeye bir taraflarımızda geyik gibi bakardık?

Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku, İlhami Algör (Sayfa 29)Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku, İlhami Algör (Sayfa 29)

Cennet modern
Yollar bulacaktım kalkınmak için iktidar için
Daha çok kölelik daha çok kapital
Daha az Ebu Zer daha az Ali
Her şey azalırken ekranda büyükler için sosyolojik masallar
Ve az gelişmişler için şehit haberleri veren o herifin
Hemen ardından çıkıp bir şarkı koyup meleklerimle dans ederek
“beni seviyor musunuz lan” diye soracaktım
Soracaktım bütün yaşananların cümle yavşayanların hesabını mı
Tövbe tövbe, olsa olsa kartvizitlerini isterim
Ismail KILICARSLAN