neredeyim ben ve neyim ayrıca,
kadın mıyım,
evlat mıyım,
telefon sesi miyim,
köşe başındaki Western Union acentesi miyim,
11 haneli Swift kodu muyum hayatımın, kendim için var mıyım yok muyum?
Bir kendime yürüyorum bunları düşünürken bir onlara.
Kendimden onlara ve onlardan kendime yürüyorum ve yıllardır bu yüzden her yerde-her şeyde-her durumda zikzaklar çiziyorum. 
(Bir gül bir güldür bir güldür bir gül.)
-
Onu sevmişler, gül gibi bakmışlar, üstüne titremişler, beni de sevdiler, ama şu papatya ne kadar güzel gibi sevdiler, bana gül gibi bakmadılar, hatta benim onlara bakmamı istediler, yıllarca baktım, hâlâ bakıyorum, hala benden bir şeyler istiyorlar, kendimi bildim bileli istiyorlar, bitmiyor istekleri, irili ufaklı, maddi manevi.
İnsan kaybedecek neyi olduğunu belki kendi de bilmiyordur. Kaybedince anlıyordur. Hatta anlamıyordur bile. Niye dolmuyor dediği bir boşluk yaşamaya alışıyordur. Bilmiyorum.
Zaten biz ne zaman ikimiz olsak dünya bizi terk etmiş, kimse bizi aralarında istememiş gibi oluyorduk. Birbirinin acı dolu bedenleriyle yetinen iki yoksul aşık, aşık olduğunu bilmeyen veya bilmek istemeyen.