saadet

saadet
@cupofdaisy
ıg: diyetisyensaadet
8/10
·520 syf.··
Beğendi
·
2022 11. kitabı
Gerçekten böylesine seven var mıdır? Her şeyiyle olduğu gibi kabullenen eşyalarda bile onu arayan Kemal'in bu sevgisi büyülü bir aşk mı yoksa takıntı mı? Siz ne düşünüyorsunuz bilmiyorum ama ben yer yer bu aşkın takıntı olduğunu düşünsem de tamamen takıntı olmadığına ikna oldum. Kemal Basmacı çok güzel sevdin buna tüm kalbimle inandım. Kitapta beni rahatsız eden şeyler olduğu gibi bazen karakterlere çok kızdım hatta kırıldım en çok da Kemal’e ama bir yanım onu hep anlamaya çalışıyor, ona hak veriyordu. Orhan Pamuk’un yazım tarzını her ne kadar sevsem de kadını sadece güzelliğiyle herkesi büyüleyen bir karakter olarak yazmasını sevmiyorum. Nitekim bu kitapta da bu oldukça ön plandaydı ama bunun yanı sıra Pamuk öyle güzel yazmış ki kitabı Kemal yazmış hissiyle okudum. Kemal’in bu takıntılı aşkından toplayıp zamanla koleksiyona dönüşen yüzlerce eşyayı çok güzel betimlemiş. Bunu kitabı okurken her ne kadar hissetmiş olsam da müzeye gidip birebir görmem beni çok heyecanlandırdı ve çok duygulandırdı. Kitabı okuyan herkesin mutlaka müzeyi de gezmelerini öneriyorum. Eşyaların ruhunu çok derinlerde bir yerde hissedeceksiniz. Tıpkı Kemal Basmacı gibi.
Masumiyet MüzesiOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202460,5bin okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
9/10
·520 syf.··
Beğendi
·
2022 7. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 27 Şubat 2022 21:53
Okuduğum her kitaptan bir şey öğrenip hayatıma katacak bir şeyler ararım ama bazı kitaplar bundan çok daha fazlası olur benim için. İşte o kitaplardan biri de Martin Eden. Bana birçok şey öğreten, okurken kendimi kitabın içinde bulup Martinle beraber çektim acılarını ve Martinle beraber güldüm, adeta Martin Eden oldum. Martinle gurur duydum, sonunu bilmeden sadece kendine güvenerek verdiği mücadeleye, fedakarlıklara hayran kaldım. Sonuçları peki, hayal ettiği gibi miydi? Belki değildi ama o göremediğini gördü; iki yüzlü bencil insanları gözünde fazla büyüttüğünü, her şeyin basit bir toplumsal tabaka meselesi olduğunu anladı ve buna karşı isyanını dile getirmekten çekinmedi. Martin Eden asla onlar gibi olmadı, kendi benliğini kaybetmedi. Seninle gurur duyuyorum Martin Eden.
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025135,2bin okunma
9/10
·420 syf.··
Beğendi
·
2022 9. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 12 Mart 2022 02:26
“Bugün hayattaysak eğer, soyağacımızdan birileri “Ya o ya ben!” dediği için değil miydi?” Henüz 9 yaşında, annesini hiç tanımamış, babası ise bir insan kaçakçısı olan Gâza nın hikayesi Daha. Kitapta Gâza'nın hem babası Ahad hem de yaşamla vermiş olduğu o acımasız mücadele ve sonunda akıl sağlığını kaybedişini, yavaş yavaş erimesini okuyoruz. Her bir satırı o kadar gerçek ve göz ardı ettiğimiz şeylerle dolu ki, insan denilen varlığın içindeki vahşi hayvanın son derece korkunç olduğunu görmekten kaçınıyoruz. Biz kaçtıkça, böyle şeyler olmaz dedikçe “daha” diyor Hakan Günday. Daha. Ve ancak o zaman anlıyoruz etrafımız Gâza ve Ahadlarla dolu. Kitap düzensiz aralıklarla akışta dört önemli döneme -bölüme- ayrılmış. Bunlar Rönesans resmindeki teknik terimlerle tanımlanmış: Sfumato, Cangiante, Chiaroscuro ve Unione. Bakıldığında mânasız bulunsa da Gazâ’nın hikayesine dair ipuçları veriyor. İlk kısım olan “Sfumato”nun anlamı, renk ve tonların karışması. Aydınlıktan karanlığa geçiş tıpkı Gazâ’nın hayatı gibi... Gâza’nın yaşadıklarını, kafasının içindekilerini okumak son derece zor oldu. Sindirip devam etmekte çoğu zaman zorlandım, çeviremedim sayfaları. Neden dedim. Neden bir çocuk bunu yaşamak zorunda. Ve neden biz bunca şey olurken gözlerimizi kapatıp yüzümüzü çeviriyoruz? Gâza'nın hayatını okurken bir yandan da tam da Günday'dan beklenildiği üzere dünyadaki özellikle de türkiyedeki bir çok soruna değindiğini görüyoruz. Sözün özü bu kitap hem sizden çok şey alıp götürecek hemde çok şey katacak. Yüreğinizi hop ettirecek dolu dolu bir kitap.
DahaHakan Günday · Doğan Kitap · 202517,1bin okunma
10/10
·712 syf.··
Beğendi
·
2022 1. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 14 Ocak 2022 01:40
Bilimkurgunun edebiyatı, bir çöl gezegeni olan Arrakis yani Dune okuduğum en iyi bilimkurgu romanıydı. Genel olarak bilinen bilimkurgu romanları daha teknolojiye yöneliktir ve bir süre sonra ne olacağını tahmin edersiniz. Fakat Dune öylesine ince işlenmiş bir roman ki o dünyaya çok çabuk giriyor ve hiç garipsemiyorsunuz. Yazar aklınızda oluşabilecek tüm soruların cevaplarını öyle olaylarla anlatarak vermiş ki kitabı bitirdiğinizde sadece hayranlık ve merakla kalıyorsunuz. Kitabın asıl güzelliği ise herkesçe bilinen tarzın dışında bir çok ideolojinin, fikirlerin, kültürlerin harmanlanıp bambaşka bir dünya oluşturması. Herkesin kendine bir şey alacağı bir kitap olmuş. Yazarın hayal dünyasına hayran oldum.
DuneFrank Herbert · İthaki Yayınları · 202115,7bin okunma
9/10
·360 syf.··
Beğendi
·
2021 23. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 05 Mayıs 2021 00:43
Kitapların ilk cümleleri çok önemlidir, okuyacağın şey ile ilk bağı o ilk cümleden kurarsın. Nitekim Hakan Günday da şaşırtmadı daha ilk cümlesinden anladım nasıl sarsılacağımı. “Altı yaşındaydı ve altı yaşında ölecekti.” Kitabı okumaya başladığımda oldukça çıplak bir dil bekliyordum fakat okudukça çok da uzağımızda olmayan, bihaber olduğumuz gerçeklerin tokat gibi yüzümüze vurulmasına hazır değildim. Kitap Derdâ ile Derda’nın hayat mücadelesini anlatıyor desem ne kadar doğru bir ifade olur bilemiyorum. Çünkü zorluktan öte yaşadıkları. Daha 11 yaşında, çocukluğun güzel zamanlarında mücadele etmenin ne demek olduğunu bile bilmeden mücadele ediyor küçük kahramanlarımız. Birbirlerinden habersiz ve kimsesiz.. Derdâ. 11 yaşında okulundan alınıp bir tarikat liderine satılıp oğluyla evlendirilen ve Londra’da bir apartman dairesinde yalnızlığıyla boğulup her türlü şiddete boyun eğmek zorunda kalan küçük bir kız çocuğu. Daha o yaşında öyle şeylere maruz kalıyor ki okumakta zorlandım. Bir şeyler yapmak istedim elim kolum bağlı sayfaları çevirirken. Aslında hep görüp duyduğumuz ama görmezden geldiğimiz şeylerin bu şekilde yüzüme vurulması çok suçlu hissettirdi bana kendimi. Derdâ’ nın hikayesi beni çok kırdı. Derda. Çok erken yaşta bir başına kalmış, mezar sulayarak hayata tutunmaya çalışan bir erkek çocuğu. Çocuk aklıyla öyle şeyler yapıyor ki, bir çocuk bunları nasıl düşünür derken, o çocuk masumiyetini gördüm ve içim sızladı. Öylesine kimsesizliğe alışmış ki yolu Oğuz Atay’ın Tutunamayanları ile kesişince onun yazdıklarında kendini buluyor. Oğuz Atay'ın zamanında hissettiği yalnızlığı yüreğinde hissedip herkes onu tanısın istiyor. Su gibi akıp giden, insanı şiddetle sarsan ama umudun her zaman olduğunu hatırlatan bir kitaptı. Her sayfasında ayrı bir acı hissettim, boğazım
AzHakan Günday · Doğan Kitap · 201926,9bin okunma