Aristoteles, 54 yaşına basmış
birinin artık çocuk yapmaması gerektiğini
söylerken, sevişmeyi sağlık nedenlerinden
ötürü ya da başka bir nedene bağlı olarak
sürdürmekten yanadır. Bunun nasıl üstesinden gelineceğini söylemez: Ama düşüncesini izleyecek olursak, bu yaşlardaki insanların çocuklarının kürtajla alınması gerektiğini ileri sürdüğünü kabul edebiliriz; çünkü bu düşüncelerinden
birkaç sayfa önce böyle bir tavsiyesi vardır.
Evet, aşk çoğu zaman, cinsel ilişki bir yana bırakılacak olursa, sevenin kin duyabileceği, küçümseyebileceği,
hatta tiksinebileceği kişilere sararak,
sadece dış ilişkilerle değil, sevenin kendi bireyselliğiyle de çelişkiye düşer. Ne var ki türün iradesi bireyin iradesi ile karşılaştırıldığında o kadar kudretlidir ki, seven kişi, kendisine ters gelen bütün özelliklere gözünü kapayabilir;
her şeyi görmezlikten gelir; her şeyi bilmezlikten gelir ve kendisini tutkusunun nesnesine sonsuza kadar bağlar.
Türün içinde kendini nesneleştiren iradenin
buyruğu, âşığın bilincinde, erkek bakımından bu belli dişi birey ile birleşmede bulunacak sonsuz bir mutluluğun önceden duyulması
maskesi altında temsil eder kendini.
Âşıklığın en üst derecelerinde bu hayal öylesine ışıldar yaymaya başlar ki, sevgilinin elde edilememesi durumunda hayat bütün cazibesini kaybeder ve öylesine üzüntü dolu, bomboş,
tat vermez bir görünüme bürünür ki, yaşamaya a duyulan tiksinti, ölümün korkularına bile baskın gelebilir,