Keşke hayatın bir anlamı olmadığını basit bir şekilde anlamış olsaydım, keşke bunu tedirgin olmadan bilebilseydim, keşke bunun benim nasibim, kısmetim olduğunu bilebilseydim .
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Sanatın hayatın bir süsü, insanı yaşamaya çeken bir şey olduğunu biliyordum. Ama hayat benim için çekiciliğini yitirmişken başkalarını hayata nasıl çekebilirdim?
Benim hayatım, birisinin bana yaptığı aptalca ve kötü bir şakadır. Beni "birisinin" yaratmış olabileceğini kabul etmesem de "birisinin" beni dünyaya getirerek kötü ve aptalca bir şaka yaptığını düşünmek, bana en doğal gelen düşünce şekliydi.
Modern, tarihsel olarak kendisinden önce gelenle her zaman savaş içinde olmuştur. Bu anlamda modern, her zaman “post” bir şeydir.Modernin sonunda kendi kendisiyle de savaşa girip post-modern haline gelmesi bir bakıma kaçınılmaz bir şeydi. Yani aslında postmodern denen şey, modernin bir parçasıdır.
Modern olmak, tarihsel gelenek karşısında, dışsal otoriteler karşısında bir özerklik talep etmektir. Bu talep, insanın toplumsal olarak kendi kendisini yönlendirme ve temelde özerk olma arzusunu ifade etmektedir.