Modernlik, geleneğin çözücüsündür ve bu anlamda devrimci bir karaktere sahiptir. Geleneksellik ise modelliğe göre durağan, değişime kapalı bir özelliğe sahiptir.
Savaşta adam öldürdüm,öldürmek amacıyla insanları düelloya davet ettim, kumar oynayıp kaybettim, köylülerin emeklerini iç ettim, onları cezalandırdım, zina yaptım, iğfal ettim. Yalan, hırsızlık, her
çeşit zina, sarhoşluk, zorbalık, cinayet... İşlemeyeceğim suç yoktu ve bütün bunlar için yaşıtlarım beni övüyor, nispeten ahlaklı biri sayıyorlardı, hala da öyle sayıyorlar.
Neye inandığımı asla söyleyemezdim. Tanrı'ya da inanıyordum, ya da daha doğrusu Tanrı'yı reddetmiyordum, ama bu hangi Tanrı'ydı işte onu söyleyemezdim; İsa'yı da onun öğretisini de reddetmiyordum, ama aynı şekilde öğretisinin ne olduğunu da söyleyemezdim.
Günümüzde insanların zihin sağlığının böylesine bozulmasında ve zihinlerin adeta bir mesaj çöplüğüne dönmesinde televizyon reklamlarının büyük bir etkisi vardır.
Postmodern dönem olarak tarif edilen,günümüzde popüler kültür araçlarının hızla çoğalmasıyla birlikte,kimlik sorunu giderek önemini artırmaktadır.Bireyler, tüketim kültürünün bir objesi durumuna gelmekte,popülür olan şeyler sorgulanmadan-bazen de alternatif bulunmadığından-kabul edilmekte ve benimsenmektedir. Böyle bir ortamda kimliklerin sağlam duruşundan söz etmek pek mümkün görünmemektedir.