Tüm insanlar ve hayvanlar, onlara çeşitli yiyecekler sunulduğunda daha çok yer. Laboratuvar farelerine dört değişik kokusu olan kayıntı yiyecek verildiğinde, yiyecek tüketimleri iki saat içinde yüzde 70 arttı! Diğer araştırmacılar, farelere, patates kızartması, peynirli bisküvi, çikolatalı gofret ve kurabiyeden oluşan bir "büfe" sundu. Ayrı bir fare grubuna, yemeleri için sadece bir çeşit (cips, bisküvi, çikolata vs.) besin seçeneği sunuldu. Büfeden yiyen fareler, sadece tek bir yiyecek seçeneği verilen farelerden yüzde 50 daha fazla yedi.
Doku ve tatlarda daha fazla çeşitlilik olunca, daha fazla yeriz. Bir araştırmada, iki grup kadın deneğe istedikleri kadar sandviç yemelerini söylendi. İlk gruba, bir çeşit sandviç; ikinci gruba çeşitli sandviçler sunuldu. Çeşitli sandviçlerin sunulduğu grubun diğer gruptan yüzde 33 daha fazla yemesi hiç şaşırtmadı.
Duygusal Açlık, Doreen Virtue
Bu kitabı okurken verilen bilgiler, Efendimiz (s.a.v.) 'in beslenme alışkanlığını hatırlattı. 1400 yıl önce, bu bilgilere göre, insan sağlığını optimal derecede tutacak şekilde yaşaması, tebliğ ettiği Dinin hak olduğunun bir delili bence. 🌺
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Slayt okurken şu cümle dikkatimi çekti:
"Her sistem karşıt sistem ile eş zamanlı faaliyete geçirilir. Çoğu kez bir sistem uyarıldığında karşıt sistemini kendisi devreye sokar."
Yani aslında her daim dengenin korunduğunu anlatıyor.
Kim bilir, belki de aşırılığa kaçtığımız zaman, dengeye gelmemiz için bize sıkıntılar gönderiliyordur.🍁
Âşık olmaya dair ilginç bir olgu vardır. Âşık olunca, iştahımız kesilir. O kadar çok mutlulukla dolarız ki yeme düşüncemiz kaybolur. Bana göre bu, yiyecek-duygu ilişkisinin en güçlü delilidir.
Duygusal yemenin en erken evreleri bebeklikte bellidir. Bir araştırma, bir annenin bebeğine biberon verme eyleminin ardındaki nedenler ve dürtüleri inceledi. Biberon vermenin nedeninin çoğu kez bebeğin algılanan açlığıyla ilgisi olmadığını gösterdi. Onun yerine, çocuğun huysuzlanmasını yatıştırmanın bir aracıydı. Biberon, bebekleri sakinleştirir. Hem bebekler ve hem de çocuklar biberonu duygusal rahatlıkla bağdaştırır. Belki de sütün ruh halini değiştiren özellikleri, biberonun sakinleştirici etkisinde rol oynar. Her şeye rağmen, sonuç aynıdır: Bebekler yiyecekleri, sevgiyle bağdaştırmayı ögrenir.
Dini inancı olan insanlar genellikle dünyadaki stres yaratıcı şeylere karşı daha az savunmasız hissederler çünkü her şeyin en hayırlısının olacağına inanırlar. Günlük hayatın küçük önemsiz ayrıntılarıyla terlemek yerine, inançla akışına bırakırlar.