Duygusal yemenin en erken evreleri bebeklikte bellidir. Bir araştırma, bir annenin bebeğine biberon verme eyleminin ardındaki nedenler ve dürtüleri inceledi. Biberon vermenin nedeninin çoğu kez bebeğin algılanan açlığıyla ilgisi olmadığını gösterdi. Onun yerine, çocuğun huysuzlanmasını yatıştırmanın bir aracıydı. Biberon, bebekleri sakinleştirir. Hem bebekler ve hem de çocuklar biberonu duygusal rahatlıkla bağdaştırır. Belki de sütün ruh halini değiştiren özellikleri, biberonun sakinleştirici etkisinde rol oynar. Her şeye rağmen, sonuç aynıdır: Bebekler yiyecekleri, sevgiyle bağdaştırmayı ögrenir.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Dini inancı olan insanlar genellikle dünyadaki stres yaratıcı şeylere karşı daha az savunmasız hissederler çünkü her şeyin en hayırlısının olacağına inanırlar. Günlük hayatın küçük önemsiz ayrıntılarıyla terlemek yerine, inançla akışına bırakırlar.
Duygusal açlık, acı veren bir gerçek, düşünce ya da duygunun farkında olmaktan kaçınmak ya da bu duyguyu gizlemek için hissedilen zorunlu ihtiyacı yansıtır. Bu, bir şeyi duymak istemediğinizde kulaklarınızı tıkamanızla aynıdır! Ancak kendinize gerçek duygularınızı itiraf ettiyseniz, saklanmak için buzdolabına koşmaya ihtiyaç duymazsınız.
Duygusal yemenin çelişkisi şudur: Kendinizi daha iyi hissetmek için yersiniz, daha sonra kurabiye, pasta ya da çizburger yediğiniz için kendinize fırça atarsınız.