Özge Nur

Özge Nur
@cyclebreaker
Tümüyle mahvolup gitmeden önce, içimdeki insanı bulabilirim. Dostoyevski
Sebep ve sonuç arasındaki ilişkiler, mümkindir; ama, Hume'un açıkça ortaya koyduğu gibi, zorunlu değildir. Fakat bu ilişkiler üzerine kurulu kanunlara esrarengiz bir biçimde zorunluluk atfedilir. Bir ilişkinin mümkin oluşundan bu ilişkinin tekrarının zorunlu oluşuna esrarengiz şekilde sıçrayış bir 'tümevarım prosedürü'dür. Tümevarım, yine de mantıken garanti edilmez; o mümkin bir husustur. Mümkin bir ilişki ne sıklıkla tekrarlanırsa tekrarlansın, mümkin kalır. Tekrarlanırlığı, yani 'istimrar'ı, onun mahiyetini değiştirmez. Bu istimrar, onu zorunlu bir ilişkiye dönüştürmez.
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Hepimiz okulda ''Güneş ışığı bitkilerin büyümesinde etki sahibidir'' diye öğrendik. Bu hipotez bir deneyle ispatlanabilir. İki bitki alırız. Birini güneş ışığına maruz bırakır, diğerini kalın bir kağıtla örteriz. Her iki bitkiyi de düzenli olarak sularız. Bir hafta sonra, güneş ışığı almayan bitkinin solduğunu görürüz. Bize buradan çıkan sonucun şu olduğu söylenir: Bu deney güneş ışığının bitkilerin normal olarak büyümelerini ve yeşil kalmalarını sağladığını isbat etmektedir. Oysa, burada gözlediğimiz yegane şey, güneş ışığının yokluğu durumunda bitkilerin büyümediğidir. Ki bu, güneş ışığının bitkilerin büyümesine sebep olduğunu söylemekten kesinlikle farklıdır. Bitkilerin büyümesi sayısız faktöre bağlıdır. Fakat, bu faktörlerden sadece birinin yokluğu bir bitkinin büyümemesi için yeterlidir. Dolayısıyla, bu deney yalnızca bitkilerin güneş ışığının yokluğu durumunda büyümediklerini ispatlar. Ve bu çıkarımdan, ''Güneş ışığı bitkilerin büyümesinde etki sahibidir'' hipoteziyle ilgili herhangi bir hüküm çıkarmak mantıken imkansızdır. Daha derinlemesine düşünüldüğünde, böyle bir doğrulama yönteminin mantıksız ve uydurma olduğu görülür. Bilimin Marifetullah Boyutları Bu durumla günlük hayatta insanların birbirini suçladığı zamanlarda sıklıkla karşılaşıyoruz. ''Sen öyle yapmasaydın böyle olmazdı'' gibi aslında birçok faktöre bağlı olay, sadece bir kişinin üzerine yıkılabiliyor. Bir arkadaşımızla buluşmak için sözleştiğimizi düşünelim. Ve arkadaşımız yolda kaza yapıyor olsun. Bu durumda etrafınızdaki kişiler ''Sen onu çağırmasaydın kaza yapmayacaktı'' diyebiliyor. Bu durum sizin çok büyük bir vicdan azabı çekmenize yol açabiliyor. Mantıklı düşünecek olursak olayın asıl suçlusunun, kendi iradesiyle olayın gerçekleşmesine vesile olan, o sırada kasten yaralayan kişi olduğunu
''Allah kendisine hükümdarlık verdi diye Rabbi hakkında İbrahim'le tartışan (kral)ı görmedin mi? İbrahim dedi ki: 'Benim Rabbim O'dur ki hayatı ve ölümü verir.' (Kral) karşılık verdi: 'Ben de hayat ve ölüm veririm.'' İbrahim, 'Allah güneşi doğudan getirir, sen de onu batıdan getir' deyince, inkarda direnen adam şaşırıp kaldı.'' (bkz. Kur'an, 2:258) Kral bunun üzerine iki mahkum getirtti. Birinin öldürülmesini emretti, diğerinin ise canını bağışladı. Böylece, kendisinin de hayat ve ölümü verebileceğini ispatlamak istiyordu. Kral şöyle akıl yürütmüştü: ''Eğer ikinci mahkumun öldürülmesini emretseydim, o hayatta olmayacaktı. O halde, ona ben hayat verdim.'' Bu düşünce bilim adamlarının söylediklerine çok benzer: ''Eğer güneş ışığı olmasaydı, bitkiler solup ölecekti. O halde, bitkilere güneş ışığı hayat verir.''
Materyalist bilimciler, ulaştıkları hükümlerin yanlışlığının ancak su olmadan bitkiyi büyütmekle isbat edilebileceğini savunurlar. Bu iddiayla, kâinattaki düzenin Yaratıcısının olmadığını, bu düzenin kendi kendine rastlantı eseri oluştuğunu savunur; ve âdeta Yaratıcı varsa haydi düzeni değiştirsin demeye yeltenirler. ...Kur'ân ise, bu düzenin bir Yaratıcısı vardır, der ve bunun anlaşılması için insanları düşünmeye çağırır. "Su olmadan da bitki büyür" diye iddia edip, "Su olmadan bitkiyi büyüten Allah'tır" diye, insanları bitkinin susuz büyüdüğü bir kâinatın Yaratıcısını bulmaya davet etmez. Böyle bir kâinat da yaratılmamıştır. Yaratılmayanın yaratıcısı aranmaz.