Hepimiz okulda ''Güneş ışığı bitkilerin büyümesinde etki sahibidir'' diye öğrendik. Bu hipotez bir deneyle ispatlanabilir. İki bitki alırız. Birini güneş ışığına maruz bırakır, diğerini kalın bir kağıtla örteriz. Her iki bitkiyi de düzenli olarak sularız. Bir hafta sonra, güneş ışığı almayan bitkinin solduğunu görürüz. Bize buradan çıkan sonucun şu olduğu söylenir: Bu deney güneş ışığının bitkilerin normal olarak büyümelerini ve yeşil kalmalarını sağladığını isbat etmektedir. Oysa, burada gözlediğimiz yegane şey, güneş ışığının yokluğu durumunda bitkilerin büyümediğidir. Ki bu, güneş ışığının bitkilerin büyümesine sebep olduğunu söylemekten kesinlikle farklıdır. Bitkilerin büyümesi sayısız faktöre bağlıdır. Fakat, bu faktörlerden sadece birinin yokluğu bir bitkinin büyümemesi için yeterlidir. Dolayısıyla, bu deney yalnızca bitkilerin güneş ışığının yokluğu durumunda büyümediklerini ispatlar. Ve bu çıkarımdan, ''Güneş ışığı bitkilerin büyümesinde etki sahibidir'' hipoteziyle ilgili herhangi bir hüküm çıkarmak mantıken imkansızdır. Daha derinlemesine düşünüldüğünde, böyle bir doğrulama yönteminin mantıksız ve uydurma olduğu görülür.
Bilimin Marifetullah Boyutları
Bu durumla günlük hayatta insanların birbirini suçladığı zamanlarda sıklıkla karşılaşıyoruz. ''Sen öyle yapmasaydın böyle olmazdı'' gibi aslında birçok faktöre bağlı olay, sadece bir kişinin üzerine yıkılabiliyor. Bir arkadaşımızla buluşmak için sözleştiğimizi düşünelim. Ve arkadaşımız yolda kaza yapıyor olsun. Bu durumda etrafınızdaki kişiler ''Sen onu çağırmasaydın kaza yapmayacaktı'' diyebiliyor. Bu durum sizin çok büyük bir vicdan azabı çekmenize yol açabiliyor.
Mantıklı düşünecek olursak olayın asıl suçlusunun, kendi iradesiyle olayın gerçekleşmesine vesile olan, o sırada kasten yaralayan kişi olduğunu