Özge Nur

Özge Nur
@cyclebreaker
Tümüyle mahvolup gitmeden önce, içimdeki insanı bulabilirim. Dostoyevski
Geçmişte yaşanan her suçluluk duygusu aynı zamanda değersizlik duygusunu doğurmuştur. Bireyin suçlandığı her durum aynı zamanda yetersizlik hissini beraberinde getirmiştir. Bundan dolayı suçluluk duygusu, genellikle değersizlik duygusunun derinlerinde yaşanan, ancak görünürde değersizlik olarak dışa yansıyan bir duygudur... Yine aynı şekilde, suçluluk duygusu, genellikle yetersizlik duygusunun derinlerinde yer alan, ancak görünürlüğü yetersizlikle ortaya çıkan bir duygudur.
Reklam
Bilinçaltında uyanan olumsuz bir duygunun bireyin bedenini kasmasına somatik etki denir. Birey bu kasılma ile kendini güvende hissetmektedir. ... Bilinçaltının kendini kasmayarak aktifleştirdiği onarıcı duyguya 'maruz bırakarak güçlenme' denir. ... Birey bir duyguya kendini ne kadar çok maruz bırakırsa, o duygu karşısında o kadar güçlenir, bir duygudan ne kadar kaçınırsa o duygu karşısında o kadar zayıflar. Bu, beden ile duygu arasındaki 'tahterevalli dengesi'dir. Beden olumsuz bir duygu sırasında kasıldıkça tahterevallinin bedensel tarafı yükselir, duygusal tarafı aşağı iner. Beden güçlenir, duygu zayıflar... Beden kasılmayıp kendini bıraktıkça bireyin duyguları bedeninin arkasına saklanma ihtiyacı duymayacak düzeyde güçlenmeye başlar. Olumsuz bir duygu sırasında birey kendini sıktıkça, kastıkça bilinçaltı yaşadığı o olumsuz duyguya karşı bireyi güçlendirecek onarıcı sistemi aktif hale getiremez, duygular zayıf kalmaya devam eder.
Suçluluk duygusunun en kalıcı iz bırakanı inanç ve ahlak değerleriyle suçlu hissettirilmektir. Halbuki inanç eğitiminin temelinde 'affedici bir Yaratıcı' vurgusu vardır. ... Birçok anne baba çocuklarına inanç ve ahlak öğretilerini erken yaşta kazandırırken, beraberinde suçluluk duygusu kazandırdıklarını da bilmezler...
Çocuk, yetişkinin kendisinden daha iyi bildiğini, her şeyi bildiğini, yetişkinin her söylediğinin doğru olduğunu zanneder... ... Yetişkin biri ona ''Sen ne yaramaz bir çocuksun'' derse, bunu da doğru kabul eder... ... Yetişkin bir kişiyle arasındaki çıkan her çatışmada kendini haksız zanneder, yetişkini aklar, kendini suçlar...
İnciterek Kendini Savunmaktadır
İncitilerek büyümüş bir kişiye şefkat duymak gerekir, bu doğru... Ancak incindiği halde farkındalığı olmayan kişiler belirli bir zaman sonra incinmelerinin acısı ile duyarlılıklarını kaybeder ve duyarsızlaşırlar... ... Kendilerini savunurken karşılarındaki kişiyi incitmekten çekinmezler... ... Acıtmak onların kendilerini güvende hissettikleri, karşılarındaki kişiyi bir daha kendilerine zarar veremeyecek hale getirdikleri bir araçtır... Bu araç onları korunaklı kılar...