"... Hasyatım. En net ifade ile hastalıktan kendi kişiliğini ve kimliğini kiralamış, kaybettiği benliğinin içsel fırtınasında hezeyenlar yaşayan meczup bir varoluşsal kaygıyım."
"Ne çok Arap var şehirde. Arap sığınmacılar. Savaştan kaçmak. Üzülmemek elde değil. Coğrafyanı bırakıp başka coğrafyaya adapte olmaya çalışmak ve bunun için özlük haklarından evrensel insan haklarından vazgeçmek. Bazıları çok rahatsız oluyormuş sığınmacılardan. Neden biliyorum. Kalpleri katı. Hiçbir
sevgiye uymayan kan grupları var."
"Zerdüşt nerede Nietzsche? Öldüğünde onu neden yanında götürdün? Bize neden sadece onun gölgesini bıraktın? Gülmene gerek yok Marks, sen de çok farklı değilsin ondan. Haberin olsun sana ayak takımı dedi Nietzsche. Batı’nın delileri. Gömleğinizde
kan."
"Tez başladı, tez bitti. Kalktık. Dışarıda ayrılık
sessizliği. Hale hafiften eğildi bana, sarıldık. Mübalağa savaş
başladı. Öylesine sıkı tuttuk ki bedenlerimizi, anladım
aslında bir dahası olmayacaktı bu dostluğun ve ötesinin.
Kokladım saçlarını, yanaklarını öptüm ölümü öper gibi.
Yavaş adımlarla uzaklaşırken benden, vapur böğürüyordu,
sur üflendi, kıyam zamanı dercesine…"