Ovidius, üç bölümlük kitabının ilk 2 bölümünde erkeklere kadınları nasıl tavlayabileceklerini, bir kadının nelere karşı koyamayacağını anlatıyor. Son bölümünde de kadınlara birkaç öğütte bulunuyor. Fakat Ovidius aşkı öyle basite indirgemiş ki sevgilisi olan bir kadını tavlamayı bile anlatıyor. Aşka dair kendince tüyolar veriyor, aşk için her yol mübah gibi. Tutku, şehvet, ihtiras,ihanet, türlü türlü tuzaklar aşkın bir parçası. Hatta aşıkları da asker olarak betimlemekte bir zarar görmüyor. Sevgili için her şeyi göze almış durumda. Kısacası aşk onun için hayatının merkezi ve bol bol çapkınlık yapmış anlaşılan. İçinde bol bol Yunan mitolojisinden detaylar bulunduğunu söylemeliyim mitolojiye de zaafım olduğundan kitabı keyifle okudum.18 altının okumasını tavsiye etmiyorum belli bir olgunluk gerektiriyor.
“Aktı mı dereler, bir daha asla dönmez doğduğu kaynağa,
geçip gitti mi saatler, geri dönmez asla.
Dolu dolu yaşayın gençliğinizi: yıllar koşar gider çabuk adımlarla,
doğan her yeni gün, bir öncekini aratır mutlaka.” (sayfa 77)
1. Ovidius Kimdir?
Latin edebiyatının en önemli şairleri arasında gösterilen Publius Ovidius Naso, 2 bin yıl önce yaşadı. M.Ö. 43 ve M.S. 17-18 yılları arasında dönemin en güçlü devletlerinden biri olan Roma sınırları içinde hayatını sürdürdü. Bir dönem sürgün cezasına çarptırılan Ovidius, Romanya’nın Tomis şehrine gönderildi. Roma’daki yaşamında babasının yönlendirmesiyle siyaset ve hitabet eğitimi aldı. Bir süre avukatlık ve yargıçlık yaptı. Ardından kendini tamamıyla edebiyata adadı ve şiir sanatına katkıda bulundu.
Antik Yunan’dan sonra Antik Roma’da gelişen edebiyat ve felsefenin edebiyat ayağının en önemli temsilcileri arasında yer aldı. Vergilius, Quintus Ennius, Gnaeus Naevius, Catullus, Terentius, Titus Maccius Plautus ve Horatius gibi büyük Romalı yazarlar arasında anılan Ovidius, konusunu mitolojiden, kutsal ve milli geleneklerden, tarihten, doğadan ve aşktan alan birçok eser kaleme aldı. Ailesinin soylu bir sınıfa mensup olması sebebiyle üst düzeydeki kişilerle iletişim halinde olan Naso kısa sürede edebiyat çevrelerinde tanındı. Fakat bir muamma olarak gösterilen ve sebebi halen daha tam olarak bilinmeyen sürgün cezası, onu ölümüne dek vatanından uzaklaştırdı ve bu özlemle yaşama veda etti.
2. Eserlerine Dair Kısaca:
“tüm dünyaca bilinen bir söz var orada,
herkes kendini bilmeli şeklinde.
Sadece kendini bilen, aşkını bilgece yaşar” (sayfa 61)
Karadeniz'den Mektuplar adıyla yayımlanan kitabı sürgündeyken yazdığı mektuplardan oluşsa da, sürgün nedenine dair yine herhangi bir bilgi içermez. Eleştirmenler, İmparator Augustus ve siyasi çevreleri nasıl bir
Benzetmeler, tragedyalardaki kahramanların isimleriyle teşbihler, hatta eserde Caligula üzerinden bile teşbihlere denk gelebilirsiniz.
Eser kendi içerisinde üç kitaptan oluşuyor.
İlk kitapta, Ovidius'un aşk adı altında kadınları aşağıladığını ve erkekler üzerinden aşkın kutsallığını anlatışına şahit oluyoruz. İlk kitabı okuyan her kadın Ovidius'tan nefret edecektir.
İkinci kitapta tarihi örneklemler ile şiirsel hikaye anlatım üslubunu harmanlayıp bizlere aşkın ne kadar kutsal olduğunu ve ikili ilişkilerde aşkımıza kavuşmamız için yapmamız gereken yöntem, taktik ve davranışları anlatıyor.
Üçüncü kitaptaysa, "ilk kitapta gömdüm, üçüncüsünde biraz toparlayım" dercesine, ata-erkil başlangıçla kadınların sadece görev aracı olduğunu vurgularcasına, övme adı altında, kocasına karşı görevini yerine getiren kadınları anlatırken, yavaş yavaş kadınları övüp, erkekleri yermeye başlıyor.
Eser yoğun lirizm yerine, didaktik bir anlatımla aşkın kutsaliyetini ve aşka/sevgiliye ulaşabilmemiz için (tavlamamız için) teşbihler, sorgulayıcı betimlemeler ve bol taktik/yöntemler sunuyor.
Aşk SanatıOvidius · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2018747 okunma
Kitabın yarısı çöp. (erkekler için kadın tavlama rehberi)
Sanki bir tip kadın varmış, sanki aşkın bir formülü-denklemi varmış gibi… Diğer yarısı ise haddini bilmezlik. (kadınlara tavsiyeler veren çapkınımızın direktifleri)
21.YY feminen zihnim ilk tepkisini verdikten sonra kitaba daha evrensel bir bakışla baktığımda ise daha değerli buldum. Bilakis hayatın geçiciliği ve zevkleri aramanın önemi ile ilgili olan kısımları. Roma’lılarda en imrendiğim yandır bu. İsa’yı bulmadan önce gerçek maneviyatı, varoluş amaçlarını,
kişisel doyumu arayış çabaları hayranlık uyandırıcı.
Aşk SanatıOvidius · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2018747 okunma
Hayatımda bir ilk olmalı bir sayfası Türkçe bir sayfası Latince.
İnanılmaz bir deneyimdi.Fazla söze gerek yok.Şiirleri anlamanızı kolaylaştırmak için dipnotlar çok işe yaramış.
Aşk SanatıOvidius · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2018747 okunma
erkeklerin kadinlara aşk ile nasil yaklasilmali konusunda aciklayici ve guzel konulara deyindigini dusundugum bir roman...okumanizi tavsiye ediyorum.......
Aşk, onun için kutsal bir kader değil, öğrenilebilir bir oyundur. Nerede bulunur, nasıl başlar, nasıl sürdürülür ve nasıl kaybedilir… Hepsi bir strateji meselesidir. Bu yüzden kitap bir duygu metni değil, bir zekâ metnidir.
Ovidius’a göre aşk, masum değildir; akıl ister, gözlem ister, zamanlama ister. İnsan aşkı yaşarken değil, yönetirken güçlüdür. Sevgi burada fedakârlık değil, ustalıktır. Kaybetmemek için susmayı, kazanmak için sabretmeyi öğretir.
Bu eser, aşkı romantikleştirenleri rahatsız eder. Çünkü Ovidius şunu ima eder:
Aşk çoğu zaman kalpten değil, ihtiyaçtan doğar.
Aşk Sanatı, sevmenin değil; nasıl etki bırakılacağının kitabıdır.
Bu yüzden hâlâ tehlikelidir, hâlâ günceldir.
Aşk SanatıOvidius · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2018747 okunma
Metin Erksan’ın, 1965 yapımı "Sevmek Zamanı” isimli filminde, Meral karakterinin okuduğu bir kitap olarak görmüştüm bu kitabı. O dönemki baskısına "Sevişme Yolu" adını vermişler. Şimdi ise ismi "Aşk Sanatı"na dönüşmüş. Nereden nereye... Şiir tarzında yazılmış eser, kendi içinde üç kitaptan oluşuyor. Bu kitaplarda Ovidius, genç erkek ve kadınlara, karşı cinsi etkilemek için onlara nasıl yaklaşılması gerektiğini, aşkın değerini anlatıyor. Rivayet odur ki, Ovidius bu eserinden sonra sürgün edilmiş, gençlere yanlış yollar gösteriyor gerekçesiyle. Bana kalırsa bilinmeyen yollar değil Ovidius'un gösterdikleri. Tabi, sürgün edilişine başka sebepler de gösteriliyor. Latince ve Türkçe olarak çift dilli basılan kitap, 2000 yıl öncesinden günümüze ulaşan bir insanlık örneği.
Aşk SanatıOvidius · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2018747 okunma
Bitireli baya oldu ama inceleme paylaşmak pek içimden gelmedi bu kitap için. Klasiklerin içerisinde günümüz dünyasından bakınca oldukça saçma gelecek kitaplar mevcut, bu da onlardan biri malesef.
Ovidius kendince aşka çok önem verdiğinden olsa gerek gençlere aşk hakkında tavsiyeler vermek ve yol göstericilik yapmak istemiş, lakin aşktan anladığı cinsellikten öteye pek geçemiyor, neredeyse her karşılaştığı güzel kadını evli yada bekâr farketmez bir şekilde elde etmeyi öğütlüyor bol bol... Kendince de buna aşk sanatı diyor kart zampara :)
Şunu belirteyim isminin "aşk sanatı" diye şaşalı olmasına pek kanmayın zira bizim anladığımız mânâda aşka dair neredeyse hiç birşey içermiyor. Bu da doğunun ve batının aşk anlayışı arasındaki büyük uçurum galiba, misal; Leyla'nın mahallesinin köpeğini görünce boynuna sarılıp öpen Mecnun nerdee! Sevişme sırasında karşı cinsi ufak dokunuşlarla azdırmaya çalışın diye fantazilerden bahseden Ovidius nerde!
Sanırım anladınız içeriği ;)
Bir Neşet Ertaş türküsü dinlemeyi yeğlerim aşk sanatıysa konu... :))
Biraz yazımı hakkında bahsetmek isterim, milattan sonra 2-6 yılları arasında yazıldığı tahmin ediliyor, şiirsel bir anlatıma sahip. Ovidius imparatora ve saraya yakın olmasına rağmen kitabın içeriği aile yapısına zarar verebilecek derecede müstehcen bulunuyor ve yasaklanıyor o dönemde. Hatta Ovidius imparator tarafından sürgüne gönderilip ömrünün geri kalanını sürgün edildiği Romanya civarlarında bir kasabada tamamlamak zorunda kalıyor. Dönemin insanları bu kararın altında başka sebepler olduğunu düşünseler de pek dillendirilmiyor bu konu.
Okumayı düşünen arkadaşlara şunu da söylemekte yarar var; dönemi itibari ile kitap baştan sona mitolojik alıntı ve betimlemeler içeriyor. Bu alıntıları çeviriyi yapan hocamız sağolsun çok başarılı bir
Aşk SanatıOvidius · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2018747 okunma
Bence birçok okurun gözden kaçırdığı şey şu: Bu kitap 'modern' bir aşk rehberi değil. Baştan sona didaktik bir şiir; yani amacı insanı romantik duygulara boğmak değil, öğretmek, yönlendirmek, hatta yer yer aşkı kurallara bağlamak. Üç kitaba ayrılması ve her birinde " aşık kişi nasıl elde tutulur, aşık olunca nasıl davranmalı, kadınların sevgisi nasıl kazanılır" gibi oldukça sistemli başlıklar olması da bunu açıkça gösteriyor. O yüzden eseri bir lirik aşk hikâyesi gibi okumak yerine, biraz ironik, öğretici ve zaman zaman da satirik bir metin olarak görmek bana daha anlamlı geliyor.
Benim için mesele bu çatışma değildi açıkçası; okurken en çok etkilendiğim şey Ovidius'un kültürel ve edebi birikimiydi. Kitap boyunca Homeros ve Sappho gibi yazar/ şairlere yapılan göndermeler, mitolojik hikâyelerin sürekli devreye girip örnek olarak kullanılması ve Yunan-Roma kültürünün iç içe geçmesi, eseri basit bir aşk hakkında yazılan bir kitap olmaktan çıkarıyor. Daha çok, geniş bir edebi ağın parçası gibi hissettiriyor. Aslında sadece aşk üzerine öğütler vermiyor; aynı zamanda yaşadığı dönemin insanını, kültürünü ve edebiyat anlayışını da taşıyor.
Benim okuma deneyimimi en çok zenginleştiren şey ise çeviri notlarıydı. Özellikle mitolojik referansların ve kültürel arka planın açıklanması, metni yüzeyde kalmadan okumamı sağladı. Zaten böyle bir eseri bağlamından koparıp okumak pek mümkün değil ve iyi bir çeviri de bunu görünür kılıyor. Çevirmen Çiğdem Dürüşken'e bu noktada hayran kaldım.
Kısacası, bence bu kitabı günümüzle yarıştırmak yerine kendi zamanı içinde okumak gerekiyor. Ancak o zaman ne kadar tuhaf, ne kadar cesur ve aslında ne kadar etkileyici bir eser olduğu gerçekten fark ediliyor.
Publius Ovidius Naso (MÖ 43, Sulmona - MS 17, Constanţa (bugun Köstence)) Romalı şair. Genelde aşk, terkedilmiş kadınlar ve mitolojik temalı şiirler yazan Naso, Publius Vergilius Maro ve Horatius ile beraber, Latin edebiyatının üç kanonik şairinden biriydi.
Genelde hüzün beyitlerinin en büyük hocası olarak kabul ediliyordu. Şiirleri, orta çağ'ın sonuna kadar Avrupa sanatı ve edebiyatını önemli seviyede etkilemiştir.
Aynı zamanda İstanbul'daki ünlü Kız Kulesi hakkında bir efsanesine sahibiptir. Hero ile Leandros adlı iki gencin hüzünlü aşkını anlatan hikâyenin mekanı Türkiye'deki Kız Kulesi'dir.
En ünlü yapıtı dünyanın oluşumu ve yaratımı anlattığı 15 kitaptan oluşan Metamorfozlardır. Metamorfoz'un 6. cildinde Trakya kralı Tereus ile ilgili efsane anlatılır.
Aşk Sanatı adlı eserinde genç Romalı erkeklere kadınlara nasıl yaklaşmaları gerektiğine dair şiirsel bir dille ve çoğu zaman Roma mitolojisinden örneklerle öğütler verir.