Sözcüklerin arasında da bir hiyerarşi, bir protokol ve hatta asalet unvanları vardır ya da tam tersine bazı sözcükler ayaktakımına mensup olduklarını gösteren izler taşırlar.
Üstü kalsın, dedi, taksiciye bıraktığı bahşişin taksimetrenin yazdığı tutardan fazla olduğunu fark etmeden. Sağlam bir mazereti vardı, bu tür bir taşıtı ilk kez o gün kullanıyordu.
bütün bunlar yetmezmiş gibi, kendisine iyilik yapan sevecen birine, kendilerini üstün gören toplumsal çevrelerin, hakir gördükleri insanları kışkırtmak için yüzsüzce sarf ettikleri tarzda bir soru cümlesi yöneltmek üzereydi, Sen benim kim olduğumu biliyor musun.
eller açılıp kapandıklarında, okşadıklarında ya da vurduklarında, gözyaşlarını sildiklerinde ya da bir gülümseyişi gizlediklerinde, bir omza konduklarında ya da veda ettiklerinde, çalıştıklarında ya da hareketsiz kaldıklarında, uyuduklarında ya da uyandıklarında konuşurlar.