Aydınlık
Karanlığa gider,
Seslenir;
Gel karanlık,
Der,
Seni aydınlatayım;
Görsünler,
Sende ışık parıltısını.
Karanlık
Açmaz kapısını,
Bu çağrıdan ürker,
Ses vermez…
Bırakıp pılısını pırtısını,
Çeker gider.
Nereye gittiğini
Karanlıktan kimse görmez.
Anmak kaçınılmaz bir gürültüdür, yankılanır da
Gider anılarına döner kendisine seslenir.
Aralık suskularda uğuldar, ardarda aralıklarında
Kendisine silerken derinleşir, unuttura unuttura beslenir.
Söylemek bir başka şeyi saklamak da değil midir...
Dedim ama gözler de bakarlar da;
O ise yüzünde silinirken yüreğinde çizgilenir.
Anmalarda sesin rengi kendiliğinden değişir,
Dağlarını kurar yerleşir duygularda,
Yerin göğün uçurumlarında birleşir.
Anmak bir yürekliliktir korkularda.
Hırçın dalgalanmalarında dirilir
Yalnızlık denizinin gizli fırtınalarında
Kendi sorularını yanıtlarken delileşir.
Ama sana da seni sorar kendi yankılarında.
Anmak bir acıyı hep yeniden sormaksa,
Bir kırgınlık yanığında öyküleşmektir.
Dinmez burukluğunda bir ağrıyı susmaksa,
Sürekli yaralanmak, ölümle eşitleşmektir.
Belki derinde, taa derinde.
Sen benim yerimde
Ben senin yerinde
Unutulmuş olabiliriz;
Birbirimizi uyandırsak...
Desek birbirimize
Haydi kalk
Gidelim yerlerimize;
Belki birbirimizi bulabiliriz.